SON HABERLER
 
 
kod: 287793
نظرات: 115797 بازدید
Tarih: 12 Haziran 2018 Salı
Ali Rıza Kaimi
Kudüs'ün yolu Kerbelâ'dan geçer. Peki Deccal'in yolu nereden?.
Deccal kimdir? Günümüzde yaşananlarla ilgisi var mıdır? Sorusunun cevâbı meanstream: "Emperyalist mainstream, yani hâkim tarafçılık medyası ve taraftarlarıdır.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

    Neden mi?
   Bu Deccal Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere'den başka her yere girecektir.
"Vahhabiler varsa nasıl olur da girmez?"denirse, şimdiye dek son 3 asırdır, yani Amerika kurulalı  gerçekleşen bütün savaşlarda bu gizli kuruluşun rolü olduğu, bunların İran'a dahî iç savaş denerek sirâyet ettiği, İran-Irak savaşı ve Suriye krizinde dahi etkili  olduğu göz önünde bulundurulunca cevap aşikar olmuş olmaz mı?


  Ümmetin Deccalin gücünü zayıflatma metodu
Peki Ümmetin bu sorun ve fitneye halledici bir reçetesi var mıdır?
Bu cevap 14 asırdan beri verilmiştir bile..
Emperyalistler yabancı halkı elde etmek için, onları öldürmeye, onlarla savaşmaya hiç mi hiç gerek yoktur- der..

Onlara göre hâkimiyet rotası kızların hicabinı açtırmaktan geçer, açtırıp açtıramamaktan belli olur..

   Rehberimizin ifadesiyle, bu onların yumuşak savaşıdır...
Soğuk savaş herkese malumdur..
Ama yakın tarihe, geçen önceki asrın başına dönersek, Satanistlerin Şeytan âyetleri dediği ilk kitâbının yazarı Aleister Crowley halledici cevâbın içinde... kendisine şeytan İblis-i mel'ûn'un suret değiştiren ve gulatlara gelip onları risâletle görevlendiren hadis tabiriyle cinlerin Mütekevvin'i sayılabilecek bir şeytan cevâbını veriyor bu muammanın..
30 sayfalık şeytânî vahiy denen kitabın son sayfalarında nefsâniyetten bahsedilirken, "şu siyah başörtüsü ve iffetlilerin hicâbına dikkat et. Ben ondan nefret ederim ve o benden değildir. Biblin'i takip et. Zira onu terk edersen o seni zorla kendine çekmek isteyecek ve kolayca nefsin elinden kurtulamadığın hâlde, günahlarını namuslu kelimelerde gizlemeye çalışma sakın!" dendiğini, bu şeytânî vahyin Keops piramidi, yani Masonluğun ve şeytanperestliğin merkezinde dendiğini de söylüyor. Gerçekten de insanlar hakikaten iffet yonüyle korunsalardı, dört taraftan üzerimize bereket yağmurları yağar, otlar yeşerir, dünyâ şenlik içinde olurdu. Gerçekten de bu gerçek çoğumuza muamma gelmiyor değil..

   Deccâl, Ingiliz Şiisi ve Amerikan Sünnîsi ürünüdür ..
   Deccal İngiliz-Amerikan projesidir. Evet! Neden mi?
Horasan ve Secistan, Şirazilerin Kum'a gelmeden evvelki yeri,
Yeruşalim Siyonist başkenti, Basra Evangelist ve Tekfir merkez üssü sayılır..
Deccalın tarifi Kabbala'yı gösteriyor:
Görümsel tarifi:
1. Sağ gözü yoktur..
2. Sol gözü alnının üstündedir.
3. Alnındaki gözü sabah yıldızı gibi parlar
4. Gözüne baktığında, kana batırılmış olduğunu sanırsın (Vahhabi müftülerindeki şaşı gözlerdeki gibi)
   Buraya kadar Mason İlluminati piramidini gösterir...
Amerikan dolarına göz atarsanız, para kağıdının üzerine çizilmiş bulunan gözün aynısı hadise bakıldığında yazdığını gördüğümüz şekliyle görülebilir.. Nitekim Peygamber (s.a.a) sizin ilâhınız tek gözlü değildir" derken, sanki Amerikan doları üzerinde yazan "In God we trust" ("Tanrı'ya" yani Allah'a biz güveniriz) ifadesine yer vermiştir..
 Davranışsal özellikleri:
   Nitekim takriben içindeki Deccal vasıflandırmalarını topladığımız bu hadisin de devâmında "oysa o (Deccâl) tek gözlüdür, yemek yer ve çarşılarda dolaşır" geçer..
Amerikan parası yani! Neden mi?! Çünkü bizim paramız vesilesiyle sermaye elde ederek çarşıya-pazara ürünlerini sürer.. "Okuma yazma bilmezken, bütün kitapları okur", yani yeterli eğitime ve refahı sağlayacak donanıma sahip değilken, bütün geçmişi inceler ve bütün hesapları en incesiyle yapar..
Ülkelerin girişlerini çıkışlarını bilir..
Ajan Henry Kissinger deyimiyle, Amerika iki sebeple güçlüdür, ülkesindeki vatan hainlerini bulur, öldürür. Diğer ülkelerdeki hainleri de bulur kullanır..

 Hainleri (!)öldürme ve nüfus soykırımı
    Bu Deccal da kendisine uymayanı ihanet adıyla öldürecektir!
Veyahut bütün finansal hesapları kendine yönlendirir...
Veya daha sade bir deyişle; zulüm yapma yöntemlerini öğrenip muhaliflerine engel olma yollarını onlardan kapar... "İnsanların durumundan ve biriktirdiklerinden haber verir" zira her yere girer ve özel durumlardan haberdâr olur. Kendi hesaplarıyla ürünleri çarşı pazarlara sürülür ve onları aldırır..
Bu yoluyla insanların durumu kötüleşir ona muhtaç hâle gelirler.. Kırmızı elbiselidir, yani hevâ yoluyla kan güder, fakat beyaz bir elbise giyer, yani insan hakları ve barış savunuculuğu yapar gibi gözükür..
1 adımı 60 adım mesabesindedir..
    Bu bir ifadeyle 60 adım büyüklüğünde beyaz bir tank olabilir.
Bir rivâyette ise, bir adımı on mil öteye gider..
Bunun ise uçak gibi uzaklara giden bir topluluk olması mümkündür!
Danyal (a.s) kitabina göre, Kuzey mıntıkanın  hükümeti diğer bazı devletlerle kutsal ittifak çemberi oluşturacak, Fırat'ın kuzeyindeki katliamdan sonra hainleri belirleyip suikastten geçirecek, Saddam'ın ve Kaddâfi'nin devrilişi, 15 Temmuz darbesi gibi..
Ancak Allah'ın fazlıyla bu daireden çıkan Türkiye'de bu şerli kıyım yaşansa da, yıkım görülmemiş, halkımız karşısında durmuş, Arz-ı Rum'un fitnesini kökten silinip atma girişiminde bulunulmuştur. Kanallarımızın da açılışıyla bu konuda duyarlı olma çağrısı yenilenmelidir. Bu konuya güzel bir kaç mısra da eklemek isterim:

Devletin âmâcı herşeyden asîl olsun gerek
Adle gitmek fazl ü rahmetten sebîl olsun gerek

Evliyâ'nın Şîa'sından şer neden gözlenmeli
Müslümanlık vahdet olsun, selsebîl olsun gerek!

Eygadîr'im el-Azîz'im kurstur Kars'ım ile
Arz-ı Rûm'un kurdu onlardan zelîl olsun gerek

Müslüman îmânı izzettir, zelîl eyler küfür
Fitnenin tek rengi gasb-i Beyt-i Îl olsun

Çünkü ancak Îliyâ'nın fazlıdır, üstünlüğü
Bir Kudüs vardır, bizim! Bâtıl rezîl olsun gerek..

 Beyt-i Îl nedir?
   Beyt-i Îl Kudüs'teki Beyt ül-Mukaddes'in ismi olup Allah evi anlamına geldiğinden, İmam Ali (a.s) da Kabe'de doğduğundan, buraya Îlyâ da denmiş, Îl'in evinin (Beyt-i Îl) mazharı Betül yani Fatıma'nın eşi sayıldığından, bu sebeple böyle mukaddes mekânlarda onların hürmetine oldürülmekten aman bulunduğundan dolayı böyle denilir.

   Bu anlaşımdan yola çıkarak, Fâtıma'nın Arapça'da, İbranice'deki  Betül'ün karşılığı olduğu varsayılabilir. İkisinin de kokeni Sami dillerinde "kesilmiş, ayrılmış, ayrıcalıklı" anlamlarına gelir. Müzzemil sûresindeki "ve tebettel ileyhi tebtîlâ" âyeti gibi ki takriben (alâkalarını diğerlerinden kesip) gayriden koparak yalnızca Rabbi'nin indine yönel manalarını ifade eder.
Bu aynı kadir gecesindeki gibidir ki, İmam Ali (a.s) bu vakitlerde mihrapta şehid olmuş, Hz. Fatıma (s.a)'nın şanına mazhar olduğundan bu geceye Fatıma gecesi denmiştir. Muslüman'lardan Deccâl'e uyanların ise kökunde yatan sebep, birleşmek için yalnız şeriatte değil de, başka hiçbir şeyde Fatıma evlatlarına muhtaç olmayışa inandığından dolayıdır..
 Dolayısıyla Mekke Allah'ın namusu olduğu gibi, Kudüs de Ehl-i Beyt'in namusudur.

 Deccal zehri
   Coca Cola bu Deccalilerin urünüdür ki kalabalık Çin, Hint ve Afrikan nüfusunun yoğunluğunu düşürmek için bulurlar. Amerika'nin eyaletlerinin birinde bulunan dikili taşların birine kazilmış on emre, Deccâl'in on emri denir. Bu emirlerin birinde, dünya halkını belli milyon sayılarının altında tut, yani büyük İsrail bölgesine uygun olsun ki sözde, doğaya da yer bırak ki (sömürgenlik yapalım) dünyaya düzen gelsin denir!
Amerikanın toplu imhâ araçlarindan amaci da işte tam manasıyla budur.
Anlaşıldığı gibi Amerika büyük, İsrail küçük şeytan olsa da ikisinin de birbirine yaslanıp kullanıldığı birer gerçektir değil mi?

   Önünde yemekten bir dağ bulunur, kendine uyana onu vaadeder.. dolarda bunu görmek mümkündür..
Yani tamahlandırarak ve para ödeterek kendine uydurur..
Nitekim Amerikan insan hakları savunucularına göre, Deccal gözü aslında Allah'ın kullarını rızıklandırdığı gözdür. Allah'ı tenzih ederiz böyle olmaktan!
     Küfür ifâdesine ve iradesine bağımlılık
    Başının ortasında kâf fâ ve râ harfleri yazılıdır, kâfirliğe işaret eden bu kelimeyi müminler görür, kâfirler inkâr eder..
    Devamı

   Bu işaretin ortasında gerçekte G bulunduğunu göz önünde bulundurunca, anlarız ki, k-f-r harfleri toplanır
Keferure (Cheops) adına bakınca gerçek ayan beyan ortada.. Çünkü Mason ve İlluminatiler, Hz. Yusuf'un abisi Yahuda bin Yakub soyundan geldiklerini, Kabbala sihir öğretilerini bulanın o olduğunu, bu yolla evlâtlarının eski Mısır ve Keops Piramidini yapanlar tarafından bu hedefle görevli tayin edildiklerini söylerler...
Bunlara göre o Piramidi yapan, Hz. Süleyman'a (a.s) hizmet eden cinlerin aynısıdır ki, Kur'ân'ın da tabiriyle mimarcılıkla uğraşırlar.. Masonlar öğretilerini eski Mısır sihirbâzlarına dayandırdıklarından, İmam Ali'nin (a.s) hadisinde değindiği tek göze Mısır piramitlerinde de görmek mümkün...
Harut ve Marut vesilesiyle sihri öğrenilmiş kitap hâline döktükleri, bunu Biblin dedikleri, Bâbil'li peri olan Tanrıça Biblin'e dayandırdıklarından, İslâmî rivayetlerde "o tektir, şeriki ve zevâli yoktur" geçer!
   Bundan dolayı Hz. Nuh sonrası peygamberler bu konuda uyarıda bulunmuşlardır...
  Bu sözde Tanrıça da Deccal gibi beyaz bir eşek veyâ katıra binen, nefsâni hevâ nişanesi olarak tanınan kırmızı elbise giymiş olarak tasvir edilirdi! Kabbala'nın kökeni ve Hz. Süleyman'ın İblis yazısıyla nasıl sihirbâzlıkla suçlandığı apaçık.. Zira Bâbil sihirbâzları bu periyi harâmzâdelikte insanların çocuklarında ortaklık edinip şerik olan bir "cin kadını" olarak görürlerdi.
Hz. Süleyman zamanında Şeytan'ları değerli bir hazinelerini Kudüs tapınağını altına gizleyerek kontrol altına aldı ve onların şerrinden insanları korudu... Bunların böyle yapmakta amacı, Süleyman'ın üzerinden Peygamber'imizin (s.a.a) miraca çıktığı anıtı bulma pahasıyla oradaki Mescid-i Aksa'yı yıkmaktır. Bu yolla şeytanlar salıverilecek ve dünyayı büyük İsrail projesi için ele geçirecekler..
Son şansları kaldığı ve İsrail'in 4 senede yıkılışı beklenildiğinden, bu şansı kullanmalarını Ramak kaldı...
    Deccâl'in hükümeti ve öncüleri Yeruşalim'de 40 gün veya 40 sene olarak geçiyorsa da, bunlar belli bir vakitten kinâyedir anlaşılan, zirâ kırk sayısını İsrailoğulları tarihindeki 19 sayısının çarpılarıyla azaltarak toplarsak, sonucu elde ederiz..
19 senelik dönem, 19 hükümdar, 19 seçim, hepsi vaadedilmiş ve Kur'an âyetiyle kelime sayısında dahi geçer..
Bunun sebebi hadislere binaen Hicrî 7166. insanlık senesindeki toplam yirmi sayısının marifetine varılmayıştan dolayı 20 sayısına varamamaktır. İşte bu yüzden peygamberimizin nübüvveti, bunun iki katı olan 40 yaşında başlamıştır.
    Ancak İmam Ali'nin (a.s) buyurduğu gibi Filistinliler üçüncü intifâzaya kalkmış ve bu sonuncudan sonra, üç aşamada zafer kazanırlar..
İmam Ali'den (a.s) ilk önce kendisinin Basra ve Şam'ı yıkıp fethedeceği, Arapları Filistin meselesi etrâfında birleştirip Yahudi'leri Arap ülkelerinden kovacağı, Mısır'da kürsü kurup hatiplik yapacağı gibi ifadeler kitaplarda geçtiğinden, sorucuya: "Heyhat! Bunu ben yapmayacağım. Bilakis evlatlarımdan birisi yapacak.. diye buyrulması, bunu Seyyid Ali adlı bir seyyidin yapacağını çıkarabiliriz. Zira imamlar kimi zaman, Hasani yerine Hasan, Nasrullah yerine Nasr, hattâ seyyid-i Musevi yerine Hüseynî adlarına ağırlık vermişlerdir. Bu
 tıpkı zuhur zamanını  belirtmemeye ağırlık verdikleri, belirteni yalancı sayarak yine de kimi sahih rivâyetlerde bildiklerini belirtip
"Şiilerimiz bizden daha sabırlıdırlar ki, bilmedikleri hâlde gayba sabrederler, biz ise bildiğimiz hâlde sabrederiz" buyruğunda İmam Sadık'ın (a.s) belirttiği şekildedir. Zira Cafer-i Kezzap, Ahmed el-Hasan el-Basri, Sâdık Şirazi gibi bir çok yakınlik ve seyyidlik iddiasıyla ortaya çıkanlar olur da, hiçbir dayanağı olmadan vakit belirtirler, onikinci İmam'a zarar gelir diye korkulmuştur. Burda kastolunan, Kur'an ve Ehl-i Beyt'in verdiği hesapları göz önüne almaksızın belirtilen tarihtir.
    Daha fazla bilgi ve araştırma yoluyla goz atmak için İmam Sadık'ın (a.s) elif lâm râ hesabı hadisine Allame Bahrâni'nin Tefsir-ül Burhân'ına goz atilabilir ve Âyetullah Behcet'in bu konudaki uyarı, tekit müjdelerinemüracaat edilebilir. Imam'ın (a.s) kendisi, "ehilden başkasına öğretme ve düşmandan hıfzet" buyurmuştur.
Bu ifadeyle anılan konunun tutarlılığı böyle belirecektir.
   Barnabas İncili'nde Domuz, haç, teslis ve sünnet olmama vesilesiyle dinden çıktığı belirtilmiştir.
Konstantin döneminde Christ tabiri Mesih (a.s) hakkında kullanılmaya başlayınca, bu kelimenin ne anlama geldiği tartışması asırlar sürmüştür. Sabao kelimesi gök ordusu manâsıyla Tevrat'ta geçmiştir. Bu yüzden Allah'a gök ordularının ilahı anlamında Aramice ve İbrani dilinde "Elahom Sabao" denmiştir. Nitekim bu tabir Hz. Îsa'nın (a.s) sözüyle Barnabas tarafindan mezkur İncil'de nakledilmiştir.
   Germen dillerinde, özellikle İngilizce'de gün adlarının Farsça ve Arapça'da sayısal yapısına karşın Sabii burçlarının Germence adlarının kullanılması hayret vericidir. Sunday (Güneş günü) Monday (Ay günü) ve diğerleri gibi. Bu yoldan Amerika ve İsrail'in ortak yönüne varırız ki, Yahudiler de Amâlika ve altın buzağı vesilesiyle aldanmıştır.
   Dolayısıyla Sabiiliğin Şeyh Tusî'nin hadisinde geçen Hindistanlı Buzasof ve Boluher peygamberleri ile aynı kökene dayanıp tahrif olunduğunu söylemek zordur. Zira bu halk kendilerine varlığın tekliğine ve tek yaratıcı felsefesine inanan Yunan filozofu Sokrat'ın peygamber diye geldiğinden bahseder, hikâyelerinde buna yer verir. Bütün bu gerçeklere rağmen Hz. İbrahim'e (a.s) hâşâ oğlunu Müşteri, yani Jüpiter putuna kurban etmek istediğinden bahsedip tevhîde karşı iftirâlarını yayarlar. Bu kavim eskiden insan kurbanlığıyla bilinmelerine rağmen bunu artık açıkta icrâ edemez olmuşlardır. Böylelikle neslinden geldikleri Henuh (İdris) peygamberin adını koyduğu yıldızlara onun tevhit akidesinden saparak Allah'a doğru vesile olarak tapmaya başlamışlardır. Maya ve Aztekler'in felsefelerinin büyük bir bölümü bunlarla aynı köke dayanır. Fakat Kolumb'tan 24 sene evvel vefât eden muvahhit Nezahual (oruç tutan) Koyotl adlı kral, bu inanç sistemini reddetmiş, insan kurban etmeyi yasaklamış, asıl Tanrıları olup putlarını ona doğru vesile bildikleri suretsiz ve putu olmayan İdris'in Tanrısı ve âlemin yaratıcısına tapmaya çağırmış, kırk seneyi aşkın hükümet döneminde, Süleyman (a.s) hikâyelerini yazıya dökerek, kendisi için oruç tuttuğu Rabb'ine dokuz katlı bir tapınak yaptırmıştır. Dolayısıyla Aztek ve Maya kavmi, Şeys bin Âdem'in beşinci göbekten torunu olan İdris'in evladı olan Hz. Nuh'un (a.s) amca çocukları olan müminlerin çocuklarıdır. Zira tüm insanlar ya Nuh'un oğullarının, yahut da kızlarıyla evlenen müminlerin soyundan gelirler. Azteklerin Nuh efsâneleri de bunu göstermekte ve Yafes bin Nuh'un oğlu olan Türk'lerin Nuh kıssasının nerdeyse tıpatıp aynı içeriğini yansıtan Nama efsanesi ile arasında yakın bir benzerlik görülmektedir.
    Demek ki, bu inancı kuran, Taoizmin kurucusu ve kimi âlim ve üstatların Hristiyanlık'takine benzer mucize eseri doğan, ilk asırların katolik inancına pek benzeyen asıl adı Erh olan peygamber diye adlandırdığı kişi de değildir. Konfüçyus da bu kategoriye dâhildir. Zira Sâbiilik Çin'e değil Mısır'a değin yayılım göstermiş, Akhenaten'in ve Zerdüştlerin biri Hiksos zamanında, diğeri on asır sonraki dönemde yayılan Yusufî ve Mecusî hanif dinini bozmasına sebebiyet vermiştir. Sonuçta Kuruş-i Zülkarneyn zamanından yetmiş sene sonra Mecusî din bozulmuş, Akhenaten'deki gibi mason şiarı olan mahrem evliliği ve benzeri sapkınlıklar revaç bulmuştur!

 Evangelistler
    Basra'da Ubulle şehitleri sayısınca göğüslerinde İncil bulunan insan, Deccal'e uyacakmış..
Üstelik Basra Evangelistlerin gizli faaliyetlerini Saddam'dan sonra 2009'dan beri faaliyetlerini  yoğunlaştırdığı yer olarak biliniyor. Bu yüzden hattâ kimi hadislere göre, bu bölgeden (Basra'dan) tek kişilik bir bayrak bile Kâim yârenliğine kıyam etmez. Bu belki de, bu bölgenin azap ehli Bâbil bölgesinin burası ve etrafı oluşu hasebiyle -ki burası ilk olarak puta tapılan yer olduğundan burada üç kez azap vaki olmuş, gerisi bekleniyordur.  Tahminen ilki Nuh (a.s) dönemi bilimsel olarak matemiksel hesaba göre M. Ö. 3286 seneleri, ardından M.Ö. 1950 civârında İbrahim el-Halîl (a.s) kavmi dönemi, sonunda ise M. Ö. 980 civârlarında Sebt kavmi dönemi- ki burası Mü'tefike kavimlerinden birisi olduğundan, İmâm Ali (a.s) burda namazı kılmayıp antik Surâ'yı geçmiş, Redd üş-Şems hâdisesi meydâna gelinceye dek namazını ertelemiştir- böyle uğursuz içerikli bir öneme sâhiptir yani! Zirâ burdan Talha, Zübeyir ve oğlu devenin fitnesiyle aldanır, Mısır Firavunlarının artıkları sayılan topluluklar iddiâda bulunur, imâmet iddiâsında bulunan Ahmed el-Hasan Yemânî'si çıkar. Oysa asıl Yemânî orda ortaya çıkmaz, Suriye'nin batısından başlayarak Yemen'e kadarki Zeydî taraftarlarını toplayan Seyyid Hasan'dır. Bu El-Hasan ise Evangelist hîlesinin yeni bir oyunu ve piyonu konumundadır. Zira bu Evangelist'ler Mesîh'i beklemek adına Anti-Christ Deccâlini beklerler ve bunda Yahudi asıllı Siyonistlerden bile daha müştak görünürler!
Oysa M. Ö. 70 senesindeki yıkılışlarına kadar 40 sene İsa (a.s)'ın risaletine düşmanlık besleyen 70 senelik kine sahip olan Sinhedrin konseyi hahamlarına bakılırsa, bunların devletini kurma iddiâsında bulunanlardan Mescid-i Aksa'yı yıkmayı beklemek ne kadar gülünçtür böyle! Oysa bunlar Yahudi şeriatini de kabul etmez ve uygulamazlar bugün bile...

    Anlaşıldığı kadarıyla da, Deccal İsfahan'dan çıkacak ılımlı İslam projesini uygulamaya kalkarak Ehl-i Beyt âşıklarının iki ülkesi İran ve Âzerbaycan cumhuriyetlerinin yaklaşık 70.000 nüfüslü Yahudilerini kışkırtmak için gelecektir. Zira Masumlar'in hadislerinden, bu büyük Şeytan'a uyanların çok daha fazla olacağı anlaşılmaktadır.
 hadislerinden O peygamber kâtilleri gibi bugün de öldürme peşindedirler yalnızca!
    Türk kavimlerinin kendi akrabâ yurtları sayıldığını dikkate almadan, ilk çıkışında Azerbaycan'ı tahrip edişi, ikincisinde Deyrizor'a gidişi yıkıcı bir savaşa neden olacak diye geçer. Dikkatli olalım ki sonumuz hayır olsun..

 Ali Rıza Kaimi

TR.JAMNEWS.COM

YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
"Jam News" için tüm hakları saklıdır