SON HABERLER
 
 
kod: 287564
نظرات: 112 بازدید
Tarih: 13 Nisan 2018 Cuma
Veysi Dündar
Tarihte Bugün: 31 Mart Vakası…
Gezi Parkındaki Topçu Kuşlasında başlayan olaylar zinciri…
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

İsyan 12 Nisanı 13 Nisan’a bağlayan 1909 gecesinde, Taksim Kışlası Avcı Taburu’na bağlı askerlerin, subaylarına karşı ayaklanarak Meclis-i Mebusanın (Parlamenter Meclisi) önünde toplanmalarıyla başlamıştı.

27 Nisan 1909’da 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle son bulan olayları İslamcı kesim: İttihat ve Terakki’nin 30 yıl boyunca mutlak bir egemenlik kurmuş olan 2.Abdülhamid’i “Halk seni istemiyor” deyip tahttan indirerek yerine 5. Mehmet Reşat’ı geçirmesi ve muhalif grupları elimine etmesi ile sonuçlanmış, nazarıyla okurlar…

Daha da detaya girelim: İttihat ve Terakki’ye (Birlik ve İlerleme) bağlı subayların Manastır ve Selanik’te isyan çıkarmaları üzerine 2. Abdülhamid 23 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyeti ilan etmişti. Anayasanın tekrar yürürlüğe girmesinin ardından yapılan seçimlerde İttihat ve Terakki’nin adayları çoğunluğu sağlamıştı. 

Seçimlerin ardından bugüne kıyasla pek de yabancısı olmadığımız bir yapılanma ile; iktidarda ve özellikle askerler arasında hızla kadrolaşan İttihat ve Terakki her geçen gün muhalefet üzerindeki baskılarını artırmıştı.

İttihat ve Terakki’nin baskılarına karşı 31 Mart vakası olarak tarihe kaydolan, aslında 13 Nisana tekabül eden 1909 yılı, tarihi vakanın gerçekleştiği tarihtir.

Muhalefet kısa sürede yayıldı. Fakat İttihatçıların etkin olduğu Selanik’ten gelen Mahmut Şevket Paşa komutasındaki hareket ordusu, ayaklanmayı güçlükle de olsa bastırmış ve İstanbul’da sıkıyönetim ilan etmişti.

 Sonrasında İttihatçıların çoğunluğunda olan meclis Padişahı indirerek yerine 5. Mehmed Reşat’ı geçirmişti. 1876 Anayasası’nda değişiklik yapılarak Padişah’ın yetkileri sınırlandırılmış, meclisin yetkileri artırılmıştı. İttihat ve Terakki “Meşrutiyet isteriz, hürriyet isteriz, özgürlük isteriz…” sloganlarına rağmen giderek, Padişah’tan daha mutlakıyetçi bir yönetim oluşturdular.

Ama solcu ama sağcı, ama dindar ama dinsiz bir şahıs iki dönemden fazla bir süreyle ülkeyi yönetmemelidir. Diğer türlü nefsini koruyabilmesi, kibirlenmemesi, güç zehirlenmesi yaşamaması mümkün değildir. Yönetenin, kendi düşüncesini baskılamaya çalışması, vatandaşta rahatsızlık, huzursuzluk ve nefret yaratır. Muhalefeti “İktidara geldiğimde, ben yapacağımı bilirim” kindarlığına sevk eder.

Ne kadar tanıdık bir tarih yaşıyoruz. Hatalar mı mükerrer ediyor, tarih mi bize deja vu yaşatıyor bilinmez. 31 Mart vakası bahane edilerek muhalefet hem kanuni yollarla hem de komitacı usullerle sindirilmiş, tevkif edilmişlerdi. Ahrar Fırkası (ilk muhalefet partisi), İttihat-i Muhammedi, Fedakarâni Millet ve Heyet-i Müttefika-i Osmaniye Cemiyeti kapatılmış, her türlü muhalefet “Gerici, irticacı ve halk düşmanı” ilan edilmişti. O tarihler muhalif olan gazetecilerden onlarcası faili meçhul cinayetlere kurban gitmişlerdi. 

İttihat ve Terakki diktasına karşı kurulan Hürriyet ve İhtilaf Fırkası ara seçimlerde çoğunluğu sağlamalarına rağmen 1912 (Sopalı) seçimlerinden sonra muhalefetin meclise girmeleri engellenmişti.

23 Ocak 1913’teki Bab-i Ali baskını ile hükümet yeniden değiştirilerek 1918’e kadar süren; Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa’nın dahliyle fiili bir oligarşi kurulmuştu. İttihat ve Terakki despotizmi Osmanlı’yı 1. Dünya Savaşı’na sokarak devletin sonunu getirmişti.

Bir dünya savaşının daha arefesindeyiz belki de. Zira Çin Genelkurmay Başkanı bile kamuflajını giydi. Mesajını verdi. Taraf değiliz ama savaşa hazırız, dedi.

İktidarın ve MHP lideri Bahçeli’nin, “tehlike henüz geçmedi, OHAL devam etmeli.” şeklindeki beyanı ve; özel bir tv kanalında CHP milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, “Hem MİT, hem Emniyet hem de Genelkurmay söylüyor. MİT’in darbeden 4 ay önce ‘Fetullahçı subayların darbe yapacaklarını tespit ettik’ diye bir raporu var. Darbe olacağını biliyorlardı.” sözleri de tanıdık geldi nedense…

Burada sorulacak soru şudur:

“İttihat ve Terakki’ye karşı mı ayaklanıldı? Yoksa İttihat ve Terakki mi kendisine ayaklandırttı?” sorusu hala cevap bulmuş değildir. Sultan Abdulhamit’e havale edilen bu vak’a ile, bugün yaşananlar da aynı sualleri sordurtmuyor mu size de?

Savaş kapıya dayandı da…

ocakmedya

İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
"Jam News" için tüm hakları saklıdır