SON HABERLER
 
 
kod: 287217
نظرات: 103 بازدید
Tarih: 12 Mart 2018 Pazartesi
M.Seyfettin Erol
ABD’nin “Kumdan Kaleleri” Bir Bir Yıkılırken…
Bazılarınıza bu başlık abartılı gelebilir ama bu hükmü vermeden önce isterseniz Türk yakın çevresinden başlamak üzere...
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Bazılarınıza bu başlık abartılı gelebilir ama bu hükmü vermeden önce isterseniz Türk yakın çevresinden başlamak üzere ABD’nin dünya genelinde yaşadığı hezimetlere, mecburi çekilişlere, ittifak arayışında kaldığı gruplara ve bu bağlamda inşa etmeye çalıştığı zoraki ittifaklara şöyle bir bakın, o zaman ne demek istediğimi daha rahat anlayacaksınız.

Örnek mi? Çok ötelere ve öncesine gitmeden hemen birkaçını sıralayalım. İlk akla gelen “Kuzey Irak Kalesi” ya da Ortadoğu’da inşa edilmeye çalışılan “Lejyoner Devletin Irak Ayağı”. Burada “25 Eylül Referandumu” üzerinden ilan etmeye çalıştığı “Kumdan Kale”; Türkiye-İran-Irak üçlüsünün kararlı iradesi ile bir anda çökertildi. Oysa ABD, bu kaleyi inşa için on yıllar harcamıştı. Daha da ötesi; ABD, bu kale üzerinden bölgeyi bölmek isterken, birleşmenin önünü açtı…

İkinci örnek Körfez. Körfez’de yaşanan son gelişmeler aslında çok daha farklı. Aysbergin görünen yüzü ile derinlikleri arasında Kaf Dağı kadar bir fark var. Sadece şunu söyleyelim; ABD ilk defa 1944’ten bu yana ciddi bir meydan okuma ile karşı karşıya ve bölgenin “güvenliğini sağlama” noktasındaki tekel konumunu kaybetmiş durumda. Düne kadar bölgeye hikâye anlatan ABD’ye şimdilerde bol bol “Bin Bir Gece Masalları” dinletiliyor…

Başta Suudi Arabistan ve Katar olmak üzere bölge devletleri Türkiye ile askeri üsler, Rusya ile S-400’ler üzerinden ABD’ye karşı yeni bir denge-işbirliği arayışında. Suudi Arabistan-Katar krizinden istediği sonucu elde edemeyen ABD’ye Lübnan’da bir bardak su bile verilmiyor; itibarı yerlerde sürünüyor.

ABD’nin izlediği yanlış politikaların sonucunda, bölgeye on yıllar sonra coğrafyanın bir yitiği durumunda olan “özgüven” ve “birlik ruhu” gelmeye başlamış durumda. Hiç kuşkusuz burada Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’nun sahada elde ettiği başarılar büyük bir öneme sahip.

“Afrin Kalesi” de Düşmek Üzere…

Ve bugün itibarıyla ABD büyük bir bel bağladığı Afrin’de de kaybediyor. Binlerce TIR ve uçak dolusu silahla donattığı kiralık katiller bir bir mevzilerini terk ediyor. Buna YPG/PKK terör örgütünün sözde özel kuvvetleri de dahil.

Yazının kaleme alındığı dakikalarda medyaya düşen iki son dakika haberi aynen şöyle: “Mehmetçik ve ÖSO, Zeytin Dalı Harekâtı’nın 50. gününde Afrin’e ulaştı. İlçeye kuzey ve doğudan bakan tüm noktaları ele geçiren birlikler merkeze girmek için emir bekliyor. Cinderesi ve Bülbül’de de destan yazan askerler, bir gün içinde 23 köyü PKK’dan temizleyerek bir rekora imza attı. PKK/PYD’ninAfrin’deki savunma hatlarının tamamı çöktü.” Ve “Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında Afrin ilçe merkezine ilerleyen Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), terör örgütü YPG/PKK’nin sözde özel kuvvetlerine ait üssü kısa bir çatışmadan sonra ele geçirdi.”

Oysa Afrin’e büyük bir anlam yüklenmişti; güya Afrin “BOP Kürdistanı”nın Stalingrad’ı olacak ve TSK ile birlikte ÖSO burada “gömülecekti”. Gömülen onlar oldu! ABD’nin “kara müttefiki” büyük bir darbe aldı. ABD’nin Menbiç ve Fırat’ın doğusu noktasında duyduğu endişe de bundan kaynaklanıyor.

ABD bu güçlerle projesini daha az maliyetle hayata geçirmeyi hedeflerken; şimdilerde bu projesinin artan maliyetleri ve buna karşılık yaşadığı başarısızlıklar noktasında tekrar derin bir muhasebe yapmaya başlamış durumda. Zira ABD burada sadece Afrin’i değil; Afrin üzerinden Kuzey Suriye’yi, Kuzey Suriye üzerinden bir Türk-Kürt iç savaşı hayalini ve sonrasında daha kolay bir şekilde inşa edeceğine inandığı BOP’a veda etmek üzere…

“6. Filo Kartı”na Dönüş!

ABD bundan ötürü tekrar doğrudan savaşa başvuracağıyla ilgili mesaj verme ihtiyacı hissetmiş görünüyor. Şu an için 6. Filo ile Türkiye’ye “uyarı” niteliğinde bir mesaj verilirken, ricat halindeki karadaki müttefiklerine Doğu Akdeniz’den “direnin, yanınızdayım” deniliyor.

Dolayısıyla kriz; sadece Akdeniz’de paylaşılamayan enerji ya da 3., 10. parseller mevzuu değil; Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da kan kaybına uğrayan Amerikan İmparatorluğu’nun içine düştüğü acziyet ve bu bağlamda tekrar kaba güce başvurma durumu.

ABD, aklı sıra Akdeniz’de varlığını artıran Rusya’nın yanında Türkiye’yi de tehdit etmeye çalışıyor. Oysa 6. Filo’nun Türk kamuoyu açısından ne anlama geldiğini elbette en iyi Amerikalılar bilir, bilmek zorundalar. Bu kapsamda onlara 1967-69, 1971 olaylarının dışında 1974’ü de hatırlatalım.

1974’te ne mi olmuştu? Söyleyelim… Kıbrıs Barış Harekâtı’na başbakan vekili sıfatıyla karar veren rahmetli Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a, bu kararı almasından yaklaşık olarak yarım saat sonra “ABD’nin 6. Filo’sunun İtalya’dan Akdeniz’e açıldığı” şeklinde bir istihbarat gelir. Yani ABD bundan 44 yıl önce de yine 6. Filo tehdidine sarılmıştır.

Peki Hocamız buna nasıl bir cevap verir? Onu da söyleyelim; Hocamız şahsiyetli dış politikanın gereğini yapar. 173 pilota 6. Filo’nun 15 parça gemiden oluştuğunu; en büyüğünün Kennedy uçak gemisi olduğunu, her geminin bacasından bir pilotumuzun dalış yapacağını, Kennedy uçak gemisine ise iki pilotumuzun kamikaze pilotları gibi saldırıp safdışı bırakacaklarını, bu nedenle 16 gönüllü pilota ihtiyaç duyulduğunu söyler ve gönüllülerin bir adım öne çıkmasını ister.

Pilotlar bir değil, üç adım öne çıkar. Üstelik sadece 16 pilot değil, hepsi birden… Bunun üzerine Erbakan Hocamız “ABD şimdi mesajı almıştır, ikinci emrimi bekleyin” der. 15 dakika sonra ikinci istihbarat gelir; 6. Filo olduğu yere demir atmıştır. ABD gerçekten de mesajı almıştır. Zira rahmetli Hocamız, ABD’nin anladığı dilden konuşmasını bilmektedir…

Dolayısıyla ABD’nin anladığı dilden konuşmaya devam! ABD’nin kumdan kaleleri yıkıldıkça, Amerikan İmparatorluğu da kaybedecektir.

Her şey bir taşa bakıyor; domino taşlarını hatırlayalım!

milligazete

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
"Jam News" için tüm hakları saklıdır