SON HABERLER
 
 
kod: 287203
نظرات: 80 بازدید
Tarih: 11 Mart 2018 Pazar
Mustafa Kaya
Saadet Partisi ve ilkeler siyaseti
Seçimlerin normal zamanına kalmadan yapılacağına dair duyumlar arttı.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

2019 Mart’ındaki yerel seçimlerden önce 2018 Ekim-Kasım aylarında sandığa gitme olasılığı herkes tarafından yüksek sesle dillendirilir oldu.

Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ittifak konusunda uzlaşan AK Parti ve MHP’nin bu birlikteliklerini yerel seçimler için tam olarak formülize edememiş olmaları, üzerinde anlaştıkları seçimleri öne almaya odaklandıklarını gösteriyor. Yerelde farklı neticelerin çıkma olasılığı, çıkacak sonuçların ittifaka zarar vereceği düşüncesi burada belirleyici olmuş durumda.

İşte bu yüzden seçimlere 18 ay gibi bir süre kalmış olmasına rağmen ittifak tartışmaları tavan yapıyor. Malumunuz bu tartışmaların merkezinde de Saadet Partisi var.

Kimileri gelinen bu noktayı Saadet Partisi için tuzak olarak görüyor. Medya bu kadar ilgiyi birden neden gösteriyor diye düşünüyorlar. Kimileri de yüzde 50+1 barajından dolayı Saadet Partisi’ne yönelen ilginin doğal olduğuna inanıyor. Ben daha çok ikinci seçeneğe yakınım.

Öncelikle Temel Karamollaoğlu Bey’in kullandığı dil ve yaklaşım bu ilginin haksız olmadığını gösteriyor. Konuşmalarında şahısları hedef alan değil, fikirler ve yapılanlar üzerinden muhalefet eden bir portre çiziyor. Ayrıştırmıyor, ötekileştirmiyor, aksine ülkenin en başta gelen sorununun kamplaşma olduğunu vurguluyor. Konuşmalarında, televizyon programlarında olduğu gibi samimi ve şeffaf davranıyor. Gizli bir ajandası olduğu konusunda en ufak bir şüphe uyandırmıyor. Eğer yapılan doğru bir iş varsa hiçbir komplekse kapılmadan açıkça hakkı teslim ediyor. Yanlışları ise sözünü eğip, bükmeden net olarak ortaya koymaktan imtina etmiyor. Bu tavrı taraflı, tarafsız herkes tarafından takdirle karşılanıyor. Hal böyle olunca her geçen gün Saadet Partisi daha da çok konuşulur oluyor.

Diğer taraftan aslında AK Parti’nin talebi ittifak değil “bütünleşme”. Yani Saadet Partisi’ne “partiyi kapat gel” çağrısı yapılıyor. Bence bu talep 50 yıllık geçmiş bir yana Saadet Partisi’nin özellikle 2002 sonrası duruşunun doğru okunmadığını net olarak ortaya koyuyor. En azından son 16 yıllık kırılma noktalarına şöyle bir göz atarsak bile ne demek istediğimizi daha iyi anlatmış oluruz.

2002’de Irak işgalinde doğru yerde duran Saadet Partisi idi. 1 Mart tezkeresine karşı en büyük mücadeleyi Saadet Partisi verdi ve gelinen nokta itibarıyla haklı çıktı.

2004’te AB müzakerelerinde ülkenin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel altyapısının AB’ye haraç mezat açılmasına karşı en net tepkileri Saadet Partisi koydu, bugün haklı çıktı.

ABD’den stratejik müttefik falan olmaz. ABD’nin hedefi Türkiye topraklarıdır. Kim ki ABD ile aynı çuvala girer, sonuçları acı olur dedi, bakınız haklı çıktı.

Ergenekon, Balyoz gibi silahlı kuvvetlerimize dış operasyonların yapıldığı dönemde “özellikle ABD karşıtı” subaylar tutuklanıyor diyerek sağlam bir duruş sergiledi, haklı çıktı.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin coğrafyamızı kan gölüne çevireceğini, nihai hedefin Irak, Suriye, İran sonrası Türkiye olduğunu söyledi. ABD ne yapıyorsa İsrail için yapıyor dedi, haklı çıktı.

Bugün sağdan, soldan hiç fark etmez, herkes FETÖ ile yolları kesişmeyen tek yapı Milli Görüş hareketidir diyor. Yani bu konuda da haklılığı tescil edilmiş oldu.

Günümüzde siyaseti makam ve mevkiye indirgeyenlerin, imkânları kazanılmış kale olarak görenlerin, Saadet Partisi’ni anlamaları bu durumda çok zor. Çünkü Saadet Partisi kendisi için ikbal değil, ülkenin istiklali için mücadele ediyor. İlkeli bir duruş sergiliyor.

Toplum sürekli yüksek tansiyonla yaşamak zorunda bırakılıyorken, siyaset dili tedirgin edici, suçlayıcı ve iyi niyetli sorgulamalara bile tahammül etmiyorken, Saadet Partisi önce ülke, millet kazansın derdiyle bundan önce olduğu gibi bugün de sözünü süzerek söylemeye devam ediyor. Aslında Saadet Partisi’nin bu duruşu bütün siyasi partiler için bir fırsattır. Kamplaşmanın zirve yaptığı bir ortamda şahıslar, kimlikler üzerinden değil de ilkeler üzerinden siyaset yapmak ve bunda ısrarcı olmak ülkemiz adına çok önemli bir kazanımdır. Türkiye buradan nefes almaya başlamıştır.

Bence Saadet Partililere düşen sorumluluk; kem sözlere, kem gözlere aldırmadan, kul hakkına girmeden, adaletten asla ayrılmadan, kimseye hakaret etmeden, şahısları hedef almadan, sabırla söylemeye, anlatmaya devam etmektir.

milligazete

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
"Jam News" için tüm hakları saklıdır