SON HABERLER
 
 
kod: 287009
نظرات: 105 بازدید
Tarih: 20 Subat 2018 Salı
Fehmi Koru
Şam rejiminin Afrin hamlesinin muhtemel anlamı
Afrin’e askeri harekât başladığından beri herkesin gözü-kulağı uzman bilinen isimlerde.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Dün, “YPG Şam’la anlaştı, Suriye rejiminin silâhlı güçleri Afrin’e girecek” haberi erişince, ben de bu ihtimalin nelere yol açacağını öğrenmek için uzmanların ne dediğini öğrenmeye çalıştım.

Tam öğrendiğimi söyleyemem; ancak bir uzmanın bugünkü gazetelerde de yer alan açıklamasındaki şu bölüm özellikle dikkatimi çekti:

“Dikkat edin, özellikle Batı medyasından olumsuz ya da orduyu kötüleyen, harekâtı kötüleyenlere itibar etmeyin. Türk Silahlı Kuvvetleri çok anlı ve şanlı, kendi milletine, ruhuna, tarihine, vatanına ve Mehmetçik ismine uyan başarıyı şu ana kadar ortaya koymuş durumda, bundan sonra da başaracağından şüpheniz olmasın.”

Üzerinde düşünülmesi gereken bir uyarı bu.

İki dünya savaşı ve şimdiki askeri harekâtlar

Teknoloji askeri çatışmaları günümüzde çok farklı boyutlara taşıdı. Birinci Dünya Savaşı’na kadarki çatışmalarda olduğu gibi süngü takılmış tüfeklerle göğüs göğüse muharebeler yapılmıyor artık. İkinci Dünya Savaşı uçakların da geniş biçimde katılımıyla yapılmış ve bu alanda üstünlüğü tartışmasız olan ABD’nin ittifak güçlerine katılmasıyla savaşın kaderi değişmişti.

İlkinde 20, ikincisinde 60 milyon insan hayatını kaybetti geçen yüzyılı kana bulayan iki dünya savaşında…

Bugün ise bilgisayarların devrede olduğu, insansız araçların yoğun biçimde kullanıldığı farklı bir ortam var ve savaşın kendisi kadar ekonomisi de önem taşıyor.

Gücü belirleyen, askerlerin vasıflarından çok başka unsurlar…

Ekonominizin bir operasyonu veya savaşı nereye kadar götürebileceği önemli bir soru. Bazı savaşlar (mesela 1980-1988 yılları arasını kapsayan İran-Irak savaşı) ülkelerin ekonomilerini bozmaktan başka bir işe yaramamıştır.

Terör de bir çok ülke tarafından aynı amaçla kullanılabiliyor.

Savaşlarda moral üstünlüğü elde tutmak da önemlidir ve bunu sağlamaya yarayan unsurlardan en önemlisi de propagandadır.

Uzmanımızın “Sakın itibar etmeyin” uyarısı yapma ihtiyacı duyduğu unsur…

Vietnam ve Afganistan

Vietnam’da (1963-1973) ABD’nin, Afganistan’da (1979-1989) Sovyetler Birliği’nin savaşı kaybetmelerinde, iki güçlü ülkenin, önce dünya kamuoylarına sonra da kendi uluslarına, giriştikleri askeri harekâtın gerekçelerini iyi anlatamamaları en büyük rolü oynamıştı.

Özellikle cepheden gelen kayıp haberlerinin sıklaşması sonrasında…

Büyük güçlerle silahlı çatışmayı göze alan yerel güçler cephede çatışmaları uzatırken, cephe dışında kendilerine moral üstünlük kazandıracak propaganda taarruzu yürütme yoluna gitti.

Soğuk Savaş yıllarının savaşlarıydı Vietnam ve Afganistan.

Vietnam’da ABD’nin karşısında sadece Vietkong yoktu, bütün dünya üzerinde varlığını hissettiren ideolojisine sempatik bakan güçleri devreye sokarak işin propaganda yönünü üstlenmiş Sovyetler Birliği de vardı.

Afganistan’da da Sovyet güçlerine karşı savaşan Mücahidler en büyük moral desteği ABD’nin başını çektiği Batı blokundan alıyordu. ABD’nin sonradan ‘terör listesi’ne alacağı bazı Mücahid liderler, savaş sırasında, Beyaz Saray’da itibarlı konuk olarak ağırlanmışlardı.

İki savaş da, bu yönleriyle, birer ‘vekâlet savaşı’ idi aslında.

Propagandalar “Vietnam’da Amerika’nın ne işi var” veya “Ruslar Afganistan’ı işgal etti” kanaatini dünya kamuoyunun zihinlerine kazıyınca, her iki savaş da cepheden meydanlara taşınmış oldu.

Şam rejiminin “Afrin’e askerlerimle geliyorum” mesajını, görüşlerine ekranların en fazla yer verdiği uzmanımızın, özellikle ‘propaganda’ boyutunu dikkatlere sunan bir biçimde değerlendirmesi de galiba bu yüzden.

Hamleyle Türkiye’yi gerekçesiz bırakmak amaçlanıyor olabilir endişesi yüzünden…

Afrin harekâtına içeride destek var

Afrin’e askeri müdahale Türkiye’de geniş bir desteğe sahip; ciddi bir karşı çıkış olmadığı gibi siyasetin neredeyse bütünü harekâtın arkasında saf tuttu.

PKK terörüne ek yeni bir tehdit unsurunun daha devreye girmesini engellemek amaçlı olması harekâtın, birlik ve beraberliği sağlayabildi.

Müdahale aynı desteği uluslararası camiadan da alıyor mu?

İtiraz edenler var, ama yine de fazla bir rahatsızlığa sebep olacak kadar değil.

Şam rejiminin başlattığı sözlü çıkışlar bu denklemi bozmayı ve Türkiye’nin harekâtını farklı bir kategoriye sıkıştırmayı amaçlıyor olabilir.

‘İşgalci’ kategorisine.

Dikkat çekilmek istenen tehlike de herhalde bu. Önceki savaş deneyimlerini bilen uzman, bu propaganda taarruzunun nelere yol açabileceği öngörüsüyle konuya yaklaşmışa benziyor.

Yanlış değil bu yaklaşım, ancak yeterli de sayılmaz. Uluslararası medyanın olumsuz yayınlarına bizim itibar etmeyişimizin kıymet-i harbiyesi sınırlı kalacaktır da ondan.

O uyarı işte bana bütün bunları düşündürdü.

ΩΩΩΩ

fehmikoru

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
"Jam News" için tüm hakları saklıdır