SON HABERLER
 
 
kod: 286920
نظرات: 115 بازدید
Tarih: 12 Subat 2018 Pazartesi
Seyfettin Erol
Ankara-Washington Hattında Yarım Kalmış Hesaplaşma!
Ankara önümüzdeki günlerde sırasıyla ABD Dışişleri Bakanı RexTillerson ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral HerbertRaymondMcMaster’ı ağırlayacak.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Ankara önümüzdeki günlerde sırasıyla ABD Dışişleri Bakanı RexTillerson ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral HerbertRaymondMcMaster’ı ağırlayacak. Bu ağırlamalar hiç kuşkusuz sıradan olmayacak. Zira iki ülke silahlı kuvvetlerinin her an karşı karşıya gelme durumu söz konusu ve bunun için bir kıvılcım yeterli.

Taraflar da bunun farkında olduğu için halen diplomasi kapısını açık tutma gayretinde. Bu bağlamda ABD heyetinin burada Türkiye’ye geliyor olması, göz ardı edilmemesi gereken önemli bir detay. Ankara’da oluşan yeni iradenin kararlılığı ve bu noktada ABD çaresizliği de elbette dikkatlerden kaçmıyor.

Bu kapsamda Washington’ın Zeytin Dalı Harekâtı’nı “sınırlı tutun”, “Münbiç’e harekât yapmayın” isteklerine ve “kendinizi ateşe atarsınız”, “rolümüze muhtaç kalırsınız” türünden aba altı tehditlerine verilen; “tüm Suriye sınırımızdan PYD/PKK temizlenecek”, “vatandaşlarınızın (daha doğrusu asker görünümlü kiralık-profesyonel katillerinizin) cesetlerini toplamak zorunda kalırsınız” cevabı bu ziyaretleri kaçınılmaz kılmış görünüyor.

Peki, bu ziyaretlerden bir sonuç çıkar mı? Açıkçası sanmıyorum; en azından hemen. Dolayısıyla Türk-Amerikan ilişkilerinde “ittifaklık” bağlamında kör topal işleyen, “noktasız nokta dönemi” bir süre daha devam edeceğe benziyor.

Diğer taraftan sürecin bu şekilde devam ettirilmesinin de artık mümkün olmadığı ortada. Yani Ankara-Washington hattında mevcut şartlar altında sürdürülebilir bir ilişkiden bahsedebilmek mümkün değil. Var olan durum; her iki taraf açısından sadece ve sadece yükselen, derinleşen, genişleyen ve ucu bir çatışmayı/savaşı işaret eden krizi mümkün mertebe dondurabilmek.

Burada sürecin nasıl bir seyir alacağı daha çok Amerikan tarafının Türkiye’ye yönelik tavrındaki değişiklik ve bu kapsamda atacağı adımların sonucunda belirgin bir hal alacağa benziyor. ABD ya Türkiye ile tekrar masaya oturacak ya da Türkiye’yi, başta Suriye ve Irak olmak üzere her masanın dışında tutmaya çalışacak yeni bir politikayı hem diplomasi masasında hem da sahada uygulamaya koyacaktır.

Buradaki hedef de ortada: Türk kamuoyunu ve uluslararasını kamuoyunu Türkiye’ye karşı döndürmek ve onları kullanmak, karşısındaki iradeyi de bunaltarak pes ettirmek.

ABD Sonuç Alamadığı Takdirde “Kirli Savaşı” Tırmandıracaktır!

Bunu neye göre söylüyorum? Son dönem Türk-Amerikan ilişkilerini yakından takip edenler açısından aslında bu sorunun cevabı çok basit! Şöyle ki…

ABD öncelikle bir taraftan sahada Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’ne ve onunla birlikte hareket eden Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’na büyük kayıplar verdirmeye çalışırken; diğer taraftan onların elini kolunu bağlamayı ve hatta aralarında bir takım ihtilaflara yol açma yoluna gidecektir.

Bu noktada TSK ve ÖSO’ya yönelik çok boyutlu yıpratma savaşları ortada. ABD bir yandan ellerine sofistike silahlar verdiği teröristlerle TSK ve ÖSO’yu hedef alırken; diğer taraftan da medya ve bir takım Sivil Toplum Örgütleri (STK), think tanklar ve onların yayınladığı dezenformasyona dayalı haber ve raporlar ile bu iki gücün operasyonel kabiliyetlerini etki/baskı altına almaya, manevra kabiliyetlerini daraltmaya çalışıyor.

Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan 1 Mart Tezkeresi ve Çuval Krizi sonrası 2007’ye kadar yaşanan dönemde ABD’nin izlediği ve sahaya sürdüğü kartları (başta PKK terör örgütü ve sözde soykırım olmak üzere) burada bir kez daha hatırla(t)makta fayda var. ABD bu kartları çok acımasız bir şekilde Kasım 2007’de Washington’da gerçekleşen Erdoğan-Bush zirvesine ve orada bir mutabakat sağlanana kadar kullandı.

ABD bu noktada Türkiye üzerinde daha etkili olabilmek için düne kadar ihtilaf halinde olduğu ülke ya da gruplarla yeni bir süreç başlatmaktan da çekinmeyecektir. Suriye’de istediği gibi Türkiye’yi “kullanamayan”, ona istediğini yaptırtamayan ABD; bir anda “model ortaklık” dönemini bitirmiş, ardından da 2012’de Cenevre süreciyle birlikte Ankara’yı yüzüstü bırakmıştı. ABD, Cenevre üzerinden kendisine yeni ortak olarak Rusya-İran ikilisini tercih etmişti. (Dikkatinizi çekmiştir: Mevzu Türkiye olduğunda her türlü düşmanlık bir anda dostluğu/müttefikliğe dönüşebiliyor!)

Sonrası gelişmeleri biliyoruz. ABD; Gezi ve Mısır’da askeri darbe ile birlikte 2013 sonrası Türkiye’ye yönelik “etkisizleştirme”, “itibarsızlaştırma”, “yalnızlaştırma” ve “istikrarsızlaştırma” politikalarına hız verecektir. Zirve yaptığı nokta ise, “15 Temmuz Hibrid Darbe” girişimi olacaktır.

ABD “Yeni Türkiye Cumhuriyeti Projesi”nden Vazgeçmiş Değil!

ABD, Suriye ve Ortadoğu konusunda Türkiye’yi gözden çıkardığını açıkça deklare etmese bile, daha önce yaşanan üç somut örnekte de görüldüğü üzere bir süre daha kontrollü bir gerginlik politikası izlemeye çalışacak gibi. Zira ABD halen Türkiye’de halen kontrolü yeniden ele geçirebileceği düşüncesinde.

Açıkçası, “15 Temmuz Hibrid Darbe” girişimi ve onun yol açacağı kontrolsüz bir Türkiye üzerinden bir iç savaşı gerçekleştirmek suretiyle bu planını hayata geçirmek isteyen ABD, görünen o ki bu hedefinden vazgeçmiş değil.

Dolayısıyla olayın adını ve yöntemi net bir şekilde ortaya koyalım: ABD, Türkiye’yi terör örgütleri ve iç savaş üzerinden dizayn etmek istiyor. ABD açısından “karadaki müttefik” tercihi de bunun bir parçası. Dolayısıyla, PYD-YPG/PKK/SDG terör örgütüne yönelik verdiği destek; 2016 itibarıyla Türkiye’ye yönelik yeni kararını ve bunu hayata geçirme noktasında nasıl bir strateji ve araçları tercih edeceğini göstermesi açısından oldukça önemli.

Çünkü ABD açısından önünde halen değerlendirebileceğine inandığı en azından bir (ya da iki yıl) daha var. Türkiye’ye yönelik “örtülü savaş” ile 2019’da kendi Türkiye’sini (daha somut ifadeyle, GrahamFuller’in yıllar öncesinde ortaya koyduğu “Yeni Türkiye Cumhuriyeti”) inşa projesi halen gündemde. Bu bağlamda Türkiye’ye yönelik dolaylı bir darbe sürecini Suriye üzerinden harekete geçirmiş görünüyor.

Ziyaretlerde ABD cenahı bunu hissettirmeye çalışacak. Fakat bizim de cevabımız hazır! Gelince görecekler, biraz sürpriz olsun.

milligazete

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
"Jam News" için tüm hakları saklıdır