kod: 286757
نظرات: 9099 بازدید
Tarih: 29 Ocak 2018 Pazartesi
Ahmet Tanrıkulu
Barzanilerin arka koridorunda “Ekonomik Fitne” operasyon odası / “Bölgenin din ve imanı para olan devleti”nin Recevi ve Pehlevi ile bağlantısı nasıl gerçekleşti Dördüncü Bölüm
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

   “Din ve imanı para” olan son hadde mi varmıştır?

Yüce inkılap rehberinin Aralık ayında olan son kargaşalıklar konusundaki açıklamalarında “Bölgede din ve imanı para olan bir devlet” lafzıyla bu kargaşa planını maddi açıdan finanse eden şeklinde aşağılayıcı ve alçaltıcı bir tabiri cani ve alçak olan Suudi devleti için kullanmıştır.

   3 Mayıs 2017 tarihinde “din ve imanı para olan devletin” veliahdı Muhammed b. Salman “Al Suud” televizyon kanalı ile yapmış olduğu röportajda şöyle dedi:

“İran’ın fikri, İslam dünyasına musallat olmakla gerçekleşecek olan Mehdi’nin (a.f) huzur ortamını hazırlamaktır.”

   O şöyle devam etti: “İran düzeninin asıl hedefi Müslümanların rehberliğine ulaşmaktır. Biz Arabistan’ın savaş meydanı olmasını beklemeyeceğiz. Aksine İran’ı savaş meydanı yapacağız.”

   “Savaşı İran’ın içine çekmek” konusu, Amerikan eski istihbarat ajanı ve yenilerde Amerika dışişleri bakanlığında İran masası sorumlusu olan Andrew Pique tarafından Bin Salman’ın ağzına atılmıştır. Bazı haberlere göre Pique, İran karşıtı olması açısıyla ve hiçbir diplomatik ve siyasi tecrübesi olmamasına karşın Trump’un devletini İran karşısında daha saldırgan hale getirmek hedefiyle bu makama seçilmiştir. Ortak dostları Trump’un kıdemli danışmanı ve eniştesi olan Jarde Kouchner ve Muhammed bin Salman’dır.

   En azından bir ay sonra 7 Haziran 2017’de IŞİD’e bağlı silahlı teröristler yaklaşık eş zamanlı olarak İslami Şura Meclisine ve İmam Humeyni’nin (r.a) mezarına saldırarak 17 kişiyi şehit etmişlerdir. Sonunda kendileri de ölmüşlerdir. Sonunda Suriye’nin doğusunda olan Deir Ezzor’daki karargâhları Devrim muhafızlarının kahramanca özel füze saldırılarıyla dağıtılmış, Irak ve Suriye’de IŞİD’in genel olarak yok edilmesi olan bu terörist saldırı konusunda birçok televizyon programı yapılmış, birçok konu ve analizler de medya kuruluşlarında yayınlanmıştır.

   Lakin Meşrig gazetesi 12 Haziran 2017’de “90’lı yılların teröristlerine 60’lı yılların cellatlarının istihbarat yardımı / Tahran olayları “Tekfir” ve “Nifak”ın ortak ürünü müdür?” konulu bir haberde Halkın mücahitleri örgütü (münafıklar) ile IŞİD arasında istihbarat, lojistik ve silah desteği sağlayan Suudilerin yatırımı ile MOSSAD ve CIA’nın yönlendirmesi matrah edilmiştir. O haberde IŞİD’in terörist eylemcilerin hepsi Irak Kürdistan bölgesindeki geçmiş varlığı olan Kürtlerden oluşan üç bileşeni dikkate alınarak şu varsayım matrah edilmiştir:

   Bu alanda matrah edilebilecek olan düşüncelerden biri, Çarşamba günü olan iki terörist saldırıda Münafık olan grupların IŞİD ile ortaklık ve işbirliği ettiği konusudur. Bu düşünceyi daha çok inceleyeceğiz.

   Bu analizde düşünce şöyledir:  “Münafıklar ve IŞİD, ortak bir şekilde Traup’un yeşil ışığı ve Suudi Arabistan’ın yönlendirmesi ile İran İslam Cumhuriyeti’ne darbe vurma yönündedir.”

   Bir sonraki haberde Suudi hükümeti ile kiralık münafıkların terörist kurum ortaklıkları ve uyumlulukları konusunu geniş olarak ele alacağız.

Suudi istihbarat teşkilatı eski başkanı Türk al-Faisal’in Münafıkların konferansına katılmaları

   20 Mayıs 2017 Pazar günü Trump, Riyad’da birkaç devlet başkanlarıyla yapmış olduğu toplantıda şöyle diyor:

“Şu konuda konuşmak istiyorum ki bölgede kararsız olan bir yetkiliydi. İran teröristleri eğitiyor. İran köylüler için fırkalar savaşı ateşini körüklemiştir. Bu ülke İsrail’in yok olmasını istiyor. İran Ortadoğu’yu kararsız bir hale getirmiştir. Suriye’de buna şahit oluyoruz. İran’ın inzivaya çekilmesi için herkesin yardım etmesi gerekir.”

   Riyad’da yapılan 110 milyar dolarlık silah anlaşmasında Amerika başkanının bu açıklamaları analistler tarafından “Tramp’ın Arabistan’a yeşil ışığı” unvanıyla İran karşıtı olan kesimlerin kullanımı için açıklanmıştır.

   7 Haziran 2017’de IŞİD’in İslami şura meclisine ve İmam Humeyni’nin (r.a) kabrine terörist saldırısından sadece bir saat önce Paris’te Suudi Arabistan dışişleri bakanı Adil El Cübeyr şöyle diyor: 

“İran’ın, El Kaide ve dünya terörizmini savunmasından dolayı cezalandırılması gerekmektedir. Bu ülke eğer “normal bir ülke” olmak istiyorsa, uluslararası kurallara uyması gerekir.”

   Son zamanlarda Trump’un eski yüksek stratejisti Steve banne’nin sözüyle Michael Wolf tarafından “Ateş ve öfke: Trump’un beyaz sarayı” adlı kitap yazılmış ve Trump’un eniştesi Jarde Kouchner tarafından baskı uygulanarak istifaya zorlanmıştır. Suudilerin, İran konusundaki şu şekildeki görüşleri gelmiştir:

 

“Suudiler ve Mısırlılar fırlatma rampasındadırlar. Onların hepsi İran’dan ölüm haddine kadar korkuyorlar.”

Ama bu arada değinilecek olan oldukça önemli olan nokta, Trump ve ona uyanların İran karşıtı olarak tahrik edilmesinde Jarde Kouchner’in rölü ve Suudi Arabistan gibi bölgedeki Amerikan müttehitleridir. Meşrig gazetesinde yer alan önceki haberlere göre (Amerikan konsolosluğunun Kudüs’e intikal projesinin asıl sebebi ile tanışın / Acaba söylenen fırka tarafından mı yaılmıştır?) Jarde Kouchner çok tehlikeli olan fırkalaşma görüşlerine Siyonist olan bir Yahudidir. Amerika’da güç ve para halkalarının desteği ile Trump’a yaklaşmıştır. Trump’ın eniştesi olmuş ve şimdi de Trump tarafından dışişleri babalığına seçileceği haberleri gelmiştir. Muhammed bin Salman ile çok samimi olan Kouchner, Trump’ın özel yetkilisi olarak İsrail ve Arapların arasını bulmak için ilk yolculuğunu bir günde Bahreyn ve Arabistan’a gerçekleştirmiştir.

   Bu yılın 20 Ağustos’unda Reuters Haber Ajansı’nın Arabistan devlet haber ajansından naklettiğine göre Jarde Kouchner’in, Arabistan’ın veliahdi ile Cidde şehrinde görüştüğü haberini vermiştir. Donald Trump’un eniştesinin Muhammed bin Salman ile görünürde Filistinliler ile Siyonistlerin sulh etmesi odaklı görüşmesi gerçekleşmiş ama güvenilir haberlere dayanarak bu görüşmenin içeriği genel olarak bölgede İslam Cumhuriyeti’nin etkisine karşı koymak içindir. Amerika’nın Ortadoğu’daki elçisi Jason Grinblat ve yine Amerika’nın milli emniyet müşavir yardımcısı Dina Powell da bu yolculukta Jarde Kouchner’e eşlik etmekteydi.