SON HABERLER
 
 
kod: 286611
نظرات: 95 بازدید
Tarih: 18 Ocak 2018 Persembe
Yalçın Doğan
Gazeteciler ile gazeteci geçinenlerin ve de patronların izlemesi gereken film
Medya dünyasının iki efsanesi, patroniçe Katherine Graham ile Genel Yayın Yönetmeni Ben Bradlee.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Zaman zaman görüş ayrılığına düşseler bile, basın özgürlüğü, yönetimlerin basın yoluyla denetlenmesi konularında fikir birliği içindeler. Bu ikili 1960’lar ve 70’lerde Amerika’da Kennedy’nin Başkanlığıyla beraber, Johnson ve Nixon’ın Başkanlık dönemlerinde The Washington Post gazetesine damgalarını vuruyor.

Gazete ile birlikte, Amerikan siyasetine, yargısına ve medya dünyasına da çarpıcı örnekler vererek, Amerikan Halkına derin nefes aldırıyor. Dünya basınına da, unutulmaz örnekler bırakıyor.

Şu sıralarda adından çok söz ettiren “The Post” filmi bu gazetenin Vietnam Savaşına ilişkin gizli, “devlet sırrı” niteliğindeki belgelerin yayınlanmasıyla ilgili muhteşem mücadelesini anlatıyor.

Tüm zamanların en iyi yönetmenleri arasında yerini alan Spielberg yönetiminde, patroniçe rolünde üç Oscarlı Merly Streep ve Ben Bradlee rolünde iki Oscarlı Tom Hanks oynuyor.

Oyun tek sözcükle harika.

Ancak, asıl “harika” olan filmdeki gerçek olaylar.

Her sahnesi gerçek

Geçenlerde Hasan Cemal bu filmle ilgili yazı yazıyor, buna rağmen filmi izledikten sonra ben de kendimi tutamıyorum.

Çünkü:

Her sahnesiyle bugün Türkiye’de bütün gazetecilerin, kendini gazeteci sanan “gazeteci kılıklı” bir takım kişilerin ve de patronların mutlaka izlemesi gereken bir film.

Pek sanmıyorum ama, hani belki “biz ne yapıyoruz” diye, bir dakika düşünebilmeleri için.

Elbette, Türkiye’yi yöneten iktidar sahiplerinin de, hani belki kıyısından köşesinden ders alırlar mı iyi niyetinden hareketle, izlemeleri gereken gerçek bir öykü.

Habercilik adına, eline geçen “gizli belgeleri”, madem ki, halkın çıkarı söz konusu, hiç tereddüt etmeden ve bütün engellere, siyasal baskılara, kişisel dostluklara rağmen, nasıl yayınladıklarını anlatan bir film.

Örnek bir patron

O gizli belgelerin yayınlanması Başkan Kennedy dahil, Johnson ve o sırada görevde bulunan Nixon ile Savunma Bakanı Mc Namara’yı yerle bir ediyor. Çünkü, onlar Amerikan Halkına ve dünyaya Vietnam Savaşı ile ilgili yıllarca yalan söylüyor.

Belgeler o yalanı açığa çıkartıyor.

Gazetenin sahibi Katherine Graham Mc Namara’nın ve ailesinin yakın dostu. Belgeler ise, Mc Namara’yı rezil ediyor.

Bu dostluk nedeniyle kendi ruh dünyasındaki çalkantılara rağmen, çeşitli tehdit ve baskılar karşısında eğilmeyen patroniçede “basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı” ağır basıyor, Ben Bradlee ile  aynı noktada birleşiyor.

Hapse girmeyi göze alarak, Bradlee ile birlikte bütün hazırlıkları tamamlamış yazı işlerine emir veriyor:

“Basın belgeleri!”.

Muhteşem bir olay. Basın özgürlüğüne inanç  ve tehditlere aldırış etmeden.

Bize Çince gibi geliyor

Bradlee ise, zaten olayın başından beri ve genel anlayış olarak hep bağımsız gazeteciliği savunan biri:

“-Biz gazeteciler, güçlüleri ve yönetenleri denetlemek için varız,

-Biz gazeteciler, yönetenlerin emirlerini yerine getirecek olduktan sonra, neden gazetecilik yapıyoruz ki?

-Biz gazeteciler, yönetenlerin değil, yönetilenlerin haklarını savunmak için varız”.

Gizli belgeleri yayınladıkları için yargı karşısına çıkmayı göze alarak ve hatta Başkanın “bunlar vatan haini” suçlamasına göğüs gererek, bir daha Beyaz Saray’ın The Post’ta çalışan gazetecilere kapılarını kapatmasını hiçe sayarak:

“Basın o belgeleri!”

Bradlee’nin sözleri bugün Türkiye’de gazetecilik yaptıklarını sanan “gazeteci kılıklı” birileri için Çince gibi geliyor.

Ve de siyasal iktidara korku ya da çıkar karşılığında teslim olmuş patronlara.

İşte bağımsız yargı

Filmde bağımsız yargının da hayati önemi ve değeri vurgulanıyor. Yine gerçek bir karar.

Nixon Yönetimi The Washington Post’u mahkemeye veriyor. Yüksek Mahkeme altıya karşı on bir oyla The Post’un sahibi ve genel yönetmeni le yazı işleri müdürlerini haklı bulurken, mahkeme başkanı:

“Ülke yönetiminin denetlenmesinde en kutsal araç basın özgürlüğüdür. Devlet sırrı diyerek, haberleri sansürlemek, gazetecileri hapisle tehdit etmek basın özgürlüğü ile asla bağdaşmaz. Gazete görevini yerine getirmiştir, dolayısıyla onlar suçlu değildir”.

Tarihe geçen örnek bir karar.

Bunlar 1972’de Amerika’da yaşanıyor.

Ve 2018’de Türkiye...

Film bittiğinde gözyaşlarımı tutamıyorum.

t24

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır