SON HABERLER
 
 
kod: 286608
نظرات: 99 بازدید
Tarih: 18 Ocak 2018 Persembe
Veysi Dündar
Temel Karamollaoğlu Ne Demek İstedi ?
Saadet Partisi’nin basın mensupları ile toplantı davetlerine iştirak ettik dün akşam.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Genel Başkan Temel Karamollaoğlu; ülkede yaşanan sıkıntıları bir bir, tane tane ve çok net ifadelerle beyan etti. Ana hatları ile, cümle cümle paylaşıyorum.

Davetlilere teşekkür etti ve “burada bulunmanız bile cesaret gerektirir. Kimi yazarlar korkudan iştirak etmeyi uygun bulmayıp, teşrif etmediler.” dedi. Sonra da sıkıntıları şöyle sıraladı:

Konuşamıyoruz, dertleşemiyoruz…
Hassasiyetlerimizi yitirdik.
İhtilal dönemlerinde bile yaşanmayan, karşılaşılmayan, daha önce olmamış her şeyin yaşanabildiği bir haldeyiz.
Tam bir kaos var… Hem içte hem de dışta…
Memlekette kutuplaşmayı en ciddi tehlike olarak görüyorum.

Buradan hareketle “İttifak” kelimesini yadırgadığını ve beğenmediğini, muhalefetin genel manada bir platform oluşturup, en az 10-15 civarında olmazsa olmaz maddelerde mutabık kalınması gerektiğini beyan etti. İktidar partisince kullanılan “Milli ve Yerli” tarifine de itiraz etti. Ve “Neye göre milli olduğunu tespit etmişler?” diyerek şerhini düştü. Haricen bu tasvir ve betimlemelerin İttifak Partilerinin tekelinde olmadığını, gerekirse Hakiki ya da Öz takıları ile kendilerinin bile bunu kullanmasında bir beis olmadığını söyledi.

Sayın Karamollaoğlu, bu konuda yüzde milyon haklıdır. Zira bir kimsenin milli, dindar, hain olup olmadığını ölçebilecek yetide ne bir baskül ne de bir mezura üretilmiş değildir.

Günümüzde de muhalefet kavramı ile düşman ya da antiparantez hain kavramı hepten birbirine karışmış durumdadır.

Kendisi de bu durumdan şikayetçi ki; şöyle bir cümle kurdu: “30 yıl aynı dava için mücadele ettik bu arkadaşlarla. Ne oldu şimdi? Düşman kesildiler. Partinin en etkili ismi sayılan Abdullah Gül Bey kardeşimizi bile, söylediği bir beyandan dolayı linç ettiler. Ne dostluğu kaldı çamur atılmadık ne de hainliği…”

Adalet ve hukuk konusuna giriş cümlesi vurucuydu. “Vatandaşın yüzde 85’i adalete güvenmiyor. OHAL uygulaması her türlü hukuksuzluğa fırsat veriyor. Anayasa Mahkemesinin Şahin Alpay ve Mehmet Altan için verdiği kararın uygulanmama lüksünüz bulunmuyor. Mahkemenin bu kararına itiraz hakkınız da yoktur. Uygulamak ve tabi olmak mecburiyetindesiniz.” dedi ve ekledi: “Hiçbir şeye müdahale edilemiyor. Türkiye’de Hukuk yoktur. Bu iş bitmiştir.”

Saymaya devam etti: “Ekonomide deniz bitti. Özelleştirmelerle devlet birikimleri sıfırlandı. Ekonomide tamamen dışa bağımlı haldeyiz. Teknoloji ve ekonomide çöktük. Eğitim de hakeza öyledir. Yolsuzluk, israf ve ahlaki çöküntü durdurulamıyor. Borçlar artıyor. Önümüzdeki yıllarda ödenecek borçlar her sene daha da artacak” dedikten sonra soru cevap kısmına geldik.

Takribi 100 olumsuz madde saydı Temel Karamollaoğlu. Muhalefet ettiklerini ve böyle gitmeyeceğini söyledikten sonra; “Akp ile de görüşür müsünüz?” sorusuna “Evet” cevabını verdi.

Burada; aklıma takılan soruları sıralıyorum:

Bunca olumsuz maddeyi bu iktidarın ürettiğini söylüyor ve  itiraz ediyorsunuz ama onlarla beraber hareket etmeye de kapı aralıyorsunuz!

Adaylarını belirlememiş olmaları, iktidar partisinden görüşme talebinin beklendiğine mi işarettir, böyle bir beklenti hasıl olmuş mudur? Aday açıklanmamış olması, muhtemel yıpranmanın önüne geçmek için midir? Bilemiyorum…

Sayılan tüm olumsuz maddeler haklı maddelerdir. Sebepsiz ve öylesine tespitler değildir.

Fiili Başkanlık uygulanmakta ve Meclis devre dışı bırakılmış vaziyettedir diyen Sayın Karamollaoğlu’nun, “bunca maddeden sonra, Akp ile de görüşürüz” demesi ne derece çözüm barındırır meraktayım. Nasıl bir taahhütte anlaşılacak? Böyle bir maddeler bütünü nasıl söz konusu olacak? Sayın Erdoğan onlara söz mü verecek? Ya da teşbihte hata olmaz, kendi aralarında Medine Sözleşmesi benzeri bir şey mi imzalayacaklar?

ocakmedya

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır