kod: 286568
نظرات: 87 بازدید
Tarih: 14 Ocak 2018 Pazar
Mustafa Kaya
Suriye’de Başa Dönüş mü?
Bu sıralar nedense 2. Mahmut dönemine merak saldım. Malum Kavalalı İbrahim Paşa Suriye’nin tamamını ele geçirdikten sonra..
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Bu sıralar nedense 2. Mahmut dönemine merak saldım. Malum Kavalalı İbrahim Paşa Suriye’nin tamamını ele geçirdikten sonra, Anadolu üzerine yürümüş ve İstanbul’u tehdit eder hale gelmişti. Bu durumda 2. Mahmut beklenmedik bir şekilde Rusya’dan destek istemiş, kendisine yapılan itirazlara da “denize düşen yılana sarılır” sözüyle cevap vermişti.

Aslında bugünden baktığımızda 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kapatılmasının ardından yaşanan isyanlara karşı yetersiz kalınması ile bu dönemde ‘milli orduya kumpas’ açıklamalarının ardından yaşadığımız 15 Temmuz kalkışması arasında benzeşen taraflar var.

Sanki bugün Suriye’de içinde bulunduğumuz şartlar bazı yönleriyle o dönemle örtüşüyor.

Hatırlanacağı gibi geçen Kasım ayında Soçi’de Rusya, Türkiye ve İran bir araya gelmiş ve ‘Suriye’de siyasi uzlaşı için yeni bir aşamaya geldik’ açıklaması yapmışlardı.

Hatta bu zirveden bir gün önce Putin yine Soçi’de Esad’ı kabul etmiş ve bu görüşme de siyasi uzlaşı açıklamasının içeriğinde Esad’lı bir geçiş olabileceğine dair bir intiba uyandırmıştı.

Bu zirvede Türkiye’nin kırmızı çizgisi sürece PYD’nin dâhil edilemeyeceği idi. Rusya her ne kadar bu talebe can-ı gönülden onay vermese de en azından diretmeyeceğini hissettirmişti. Bir süre sonra da Türkiye hangi Kürtlerin muhatap alınacağına dair kanaatlerini zirve sekreteryasına bildirmişti. Bu arada önemli bir gelişme oldu. Esad geçen ay PYD’yi ‘vatan haini’ olarak tanımladı. Bu Suriye’nin bir şekilde Türkiye ile PYD konusunda aynı düzlemde buluşması olarak anlaşıldı. Kırmızı çizginin Suriye’nin toprak bütünlüğü olduğunu hatırlarsak bu açıklama Türkiye tezinin desteklenmesi olarak kabul edildi.

Böylesine bir atmosferde Soçi Zirvesi’nin yol haritasına uygun adımların daha da sık atılması beklenirken bir olağanüstü gelişme daha oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2017’nin son günlerinde gerçekleştirdiği Tunus ziyaretinde ‘Esad terörist’ demesi Soçi’de ortaya çıkan olumlu havanın aksine bir çıkış olarak değerlendirildi.

Şimdi merak edilen soru şu; Türkiye neden bu süreçte böyle bir çıkış yaptı? Esad’la ilgili kanaatleri az-çok herkes tarafından bilinen Sayın Cumhurbaşkanı bu açıklamasıyla birlikte Soçi’de beraber hareket ettiğimiz Rusya ve İran’ı neden karşısına almayı tercih etti?

ABD’nin YPG’ye verdiği destek hız kesmeden devam ediyorken, bölgede dolaylı da olsa ABD’nin tezlerini güçlendirecek bir sürece Türkiye neden girdi? Doğrusu şu an için bunun tam olarak cevabı belli değil.

İşte böylesine tartışmaların yanında şimdi de İdlib, Doğu Guta’da sivillerin katledilmesi üzerinden bu birlikteliği zedeleyen yeni bir tartışma alanı daha açıldı. Rusya ve İran’ın büyükelçileri Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Türkiye, Suriye yönetiminin sivilleri katlettiğini ve buna engel olunmasını istedi. Rusya ise çatışmasızlık bölgelerinde Türkiye’nin üzerine düşeni yapmadığını iddia etti. Bu iddiayı Putin’in çıkışı yumuşattı. Suriye güçlerine saldıranların kimin tarafından desteklendiğini bildiklerini bunların Türkiye ile bir ilgisinin olmadığını söyledi. Öteden beri Rusya’nın, Türkiye’nin kabul etmediği hem Irak hem de Suriye’deki örgütlerle dirsek temasının devam ettiğini biliyoruz. Hatta yeni Suriye anayasasında Rusya’nın Kürtlere özerklik verilmesini istediği de daha önce çeşitli defalar açıklanmıştı. Bu arada ABD’nin de zaten Suriye’nin bölünmesi gibi bir hedefinin olduğu PYD’ye verdiği düzenli silah desteğiyle birlikte çok açık olarak ortada. Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrin’e olası bir operasyon için tarih verdi. Bir hafta içinde yapılabileceğini söyledi. Bu arada Afrin’deki terör örgütü mevzileri top atışına tutuldu. Her şeye rağmen Suriye’de Amerika’yla birlikte hareket edilebileceğini söyledi. Amerika’nın ‘yılanla çuvala girmemesi gerektiğini’ ifade etti. ABD’nin yanaşmaması durumunda ‘kendi göbeğimizi keseriz’ diye ekledi. Bu çağrı ve gelinen durum, yani Rusya ve İran’ın şu anda dışta tutulması yeni bir politika değişikliği midir onu yakında göreceğiz. Kamuoyu tarafından bilinmeyen başka değerlendirmeler mi var, bilmiyoruz.

Bütün bunlarla beraber Suriye’de rota tekrar ABD’ye çevrilmiş olabilir mi, ne dersiniz? Düştüğü, düşürüldüğü denizden kurtulmaya çalışan Türkiye bölgede yine bir tercihe zorlanıyor olabilir mi?

milligazete

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır