kod: 286462
نظرات: 80 بازدید
Tarih: 6 Ocak 2018 Cumartesi
Abdülkadir Özkan
ABD’ye BM’den yaptırım istemek!..
İslam ülkelerinin hangisinde bir karışıklık ortaya çıksa arkasında artık öncelikle ABD ve İsrail’in olduğu herkesçe biliniyor.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Geçmişte karışıklıkları el altından destekliyor, finanse ediyorlardı şimdilerde buna da gerek duymuyor İslam dünyasındaki terör örgütlerini açıktan destekliyorlar. Bu bir durum tespitidir. Bu tespiti yaptıktan sonra ikinci tespit ise Birleşmiş Milletler denen örgütün ABD’nin güdümünde ve kontrolünde olduğudur. Yapılan oylamalarda isteği dışında sonuç çıkması falan da Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin BM’deki hâkimiyetini ortadan kaldırmıyor.

Bunun açık örneğini Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesinin ardından konunun Güvenlik Konseyi’ne götürülüşü ve orada 14 oy bir oy karşısında bir anlam ifade etmemiştir. ABD’nin bir oyu Güvenlik Konseyi’nin kararını yok saydı. Ardından konu genel kurula götürüldü ve orada da 9 oya karşılık 128 ülke karara destek verdi. Destek verdi de ne oldu? Alınan karar hiçbir işe yaramadı. Sadece psikolojik bir etki oluşturdu. Gerçekten ABD üzerinde 128 ülkenin oyu psikolojik bir etki oluşturdu mu? Bu soruya da evet demek mümkün değil. Kendini dünya jandarması ilan etmiş ABD Başkanı Trump, dünyaya rağmen bildiğini okuyor. Yani, siz ne derseniz deyin ben bildiğimi okurum tavrı sergiliyor. Öyle ise özellikle Müslüman ülkelerin ABD’nin haydutluğuna karşı BM’den bir karar istemeleri, bir başka ifadeyle ABD’yi cezalandırmasını istemeleri ve istedikleri doğrultusunda karar çıkmasını beklemeleri hayalden öte gitmiyor. Çünkü kuruluşundan itibaren BM’nin yapısı ayrıcalıklı ülkelerin emirlerini yerine getirmek üzere oluşturulmuş. Öyle ise mazlumların BM’den haklarını korunmasını, gasp edilmiş haklarının geri verilmesini istemeleri ve beklemeleri anlamsızdır. BM’nin yapısı değişmediği sürece de durum değişmeyecektir.

Yukarıdan beri sırlamaya çalıştığım hususları ilk defa dile getiriyor olmadığım gibi kimsenin de meçhulü değil. Böyle olunca aynı konuya bir daha dönmenin sebebi sorulabilir. Aynı konuyu bir daha ele almama İran’ın ABD’yi BM’e şikâyet ekmesi sebep oldu. Çünkü İran’da iç karışıklıkların ortaya çıkması ile birlikte Trump ve yardımcısı Pence’inattıklartweetlerle muhalifleri desteklediklerini ilan etmeleri üzerine Trump ve yardımcısını şikâyet etmişler. İran yönetimi de bu şikâyetten derde deva olacak bir sonucun çıkmayacağını biliyordur.

Bu arada ABD sadece Kudüs konusunda değil, İslam ülkelerini ilgilendiren her konuda ve alanda mikserlik görevi üstleniyor, bu tavrını çıkarlarına uygun görüyor. Elbette bu mikserlik görevini ABD sadece kendi çıkarları için yapmıyor aynı zamanda İsrail’e destek olma görevini de yerine getiriyor. Bu noktada Trump’ın İran’da muhaliflere destek vermesi ile Halk Banksı Genel Müdür Yardımcısı’nı uyduruk bir mahkemede yargılıyor oluşu daha hafif bir densizlik değildir. Öte yandan Suriye’de yok edilme noktasına gelmiş DEAŞ militanlarını koruma altında oradan çıkartarak Sina Yarımadası’na götüren de ABD değil miydi? Sina Yarımadası’na laf olsun diye götürülmedikleri daha baştan belliydi, şimdilerde iyice açığa çıktı. Artık DEAŞ militanlarının Filistin’e yani Filistinlilere savaş açtıkları görülüyor. Böylece bölgede İsrail’e her türlü katliam ve işkencelerini rahatlıkla sürdürebileceği bir ortam oluşturuluyor. Tüm bunlar ortada iken ABD’nin BM’ye şikâyet edilmesi kimi kime şikâyet ediyorsunuz, sorusunu akla getiriyor.

milligazete

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır