SON HABERLER
 
 
kod: 286396
نظرات: 255 بازدید
Tarih: 1 Ocak 2018 Pazartesi
Akın Tandoğan
İran’da Yaşanan Gelişmelerin Kısaca Analizini Yapmak İstersek
Sosyologlar ve tarih uzmanları dünyada vuku bulan inkılapları değerlendirirken üzerinde yoğunlaştıkları kitlesel değişimin tarihteki benzerlerine kitlenerek çıkarsamada bulunurlar.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

 Doğruların Rabbinin Adıyla...

     Sosyologlar ve tarih uzmanları dünyada vuku bulan inkılapları değerlendirirken üzerinde yoğunlaştıkları kitlesel değişimin tarihteki benzerlerine kitlenerek çıkarsamada bulunurlar. Oryantalistlerden tutunda inkılabın gerçekleştiği ülke analistlerine kadar pek çok analistler İran İslam İnkılabını mercek altına tutup inceleme yaparken kaçınılmaz olarak yapacakları girişim de aynı olacaktır. Ne var ki ezici bir çoğunlukla kitlesel ve tabana dayalı inkılapları analiz eden kimseler oluşturulmuş ve şekillendirilmiş zihniyetlerle olaya baktıkları için zorunlu olarak edinimlerinde büyük yanılgıya düşerler. Bu yanılgının sebebi İran İslam İnkılabının bir benzerinin olmayışı ve dolayısıyla kopyala yapıştır metodunun işe yaramayışıdır.

   Bu kısa ve birkaç satırlık giriş yazısından sonra geçtiğimiz birkaç gün içinde İran’da gerçekleşen olaylara kısaca bakmaya çalışacağız. Ancak sayın okurların bu kısa giriş yazısı üzerinde dikkatle düşünmelerini rica ediyorum, zira gerçekçi bir bakış açısının yakalanmasına yardımcı olacağı kanaatindeyim.

   İran İslam İnkılabı Rehberi İmam Humeyni (r.a) inkılap öncesi “Büyük şeytan Amerika” sloganını başlattı ve inkılap sonrası da yaklaşık kırk yıl boyunca bu sloganın harareti yükselerek devam etti. Asırlarca İran’ın doğal zenginliklerini hortumlayan Amerika’nın kendisine büyük şeytan denilmesi Amerika için şayet o dönemlerde çok önemli değildi, ancak zamanla Amerika, İnkılap liderinin bu sloganla neyi hedeflediğini derk etmeye başladı. İnkılap liderinin vefatıyla Muhammedi İslam’ın bayrağını eline alan Ayetullah Seyit Ali Hamane’i aynı sloganı evrenselleştirdi ki hali hazırda dünya halklarının zihninde Amerika “Büyük Şeytan” olarak gerçeklik buldu. Dolayısıyla şuana kadar kuyruk yarası iyileşmediği gibi gün be gün şiddetini arttırarak tahammül edilmeyecek ağrılara duçar olan Büyük Şeytan Amerika” her fırsatta keyfiyet ve kemiyetini dikkate almaksızın ve ahmaklığın tüm boyutlarını sergileyerek bir şekilde İran İslam İnkılabını hedef almaktadır.

   Geçmişten günümüze İslami ve şer’i hükümet ve devlet çatısı altında İsrail, Siyonizm ve Amerika’nın dalkavukluğunu yapan ve asıl itibariyle İslamî değerlerin tam anlamıyla karşısında hareket eden Suudi Arabistan’ın kuyruk yarasının da Amerika’dan geri kalır bir tarafı yoktur. Başta Lübnan ve Filistin olmak üzere Irak, Suriye, Bahreyn ve Yemen’de işlenen hunharca katliamların her türlü hamiliği yapan Suud’un, İslam inkılabına düşmanlığının Amerika’dan çok daha derin olduğunun söylenmesi abes bir iddia olmasa gerektir. Bedenlerinin bazı bölgelerini beyinlerine tercih eden Suud kralları akıl nimetinden yoksun olmaları hasebiyle üretilen Siyonizm projelerinin en büyük mali sponsorluğunu yapmak zorundadır. Şah damarları İran inkılabının neşteri tarafından kesilen Suudi Arabistan, bölgede telafisi mümkün olmayacak kan kaybına uğramış ve itibarsızlığını ulaştırabileceği son noktaya ulaştırmıştır. Dolayısıyla Suudi Arabistan’ın İran düşmanlığı son derece doğal olacaktır. Medyanın da teyit ettiği gibi Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’nın metresi ve aynı zamanda Halkın Mücahitlerinin elebaşısı Meryem Recevi’nin son günlerde sahnelere çıkıp terörü İran’ın merkezine taşıyacağız şeklindeki ifadesi son günlerde İran’da yaşanan küçük çaplı olayların menşei hakkında bizlere sağlıklı bilgiler vermektedir.

   Elbette bir gerçeğin iade edilmesi gerekir ki şeytani ve şer güçler İran İslam İnkılabının tarihi sürecini çok iyi mütalaa etmektedir. İran’da şimdilerde yaşanan küçük çaplı olaylar miladi doksanlı yıllarında yani Rafsancani hükümetinin son yılları ve Seyit Muhammed Hatemi devletinin ilk yıllarında yaşanan olayların bir benzeridir. Ne var ki sırfen hadise benzerliğinden dolayı kopyala yapıştır mantıksızlığı, düşünce merkezi noktalarının yerini değiştirmiş Suudi Arabistan’a yakışır bir davranış olacaktır.

   Bir hadise, bir olay, bir gelişme ve bir değişim keyfiyet ve kemiyetiyle olduğu gibi ve hakikatine uygun olarak değerlendirilmesi durumunda sakıncasız, ama keyfiyet, kemiyet ve hakikatinin saptırılması durumunda sakıncalı ve ahlaksızlıktır.

   Dış âlemde gerçekleşen her hangi bir hadiseyle bu hadiseyi dört gözle bekleyen kimselerin hadiseyi olduğu gibi değil, kendi istedikleri ve kendi menfaatleri doğrultusunda yorumlayacaklarında hiç şüphe yoktur. Hele söz konusu hadise medya iletişim araçları tarafından yorumlanıp kitlelere ilga edilmesi durumunda olayın vahameti katlanarak artacaktır. Dolayısıyla bu gibi durumlarda kitle iletişim araçları ve sosyal medya organlarının itibarı WC kapısına yazılan yazılar kadar bile itibarı olmayacaktır.

   Geçtiğimiz son birkaç gün içinde İran’da yaşanan olayların 2009 yılı hadisesinin fotoğraf ve sloganlarıyla anlatılması dünya kamuoyunun ahmak hesap edilmesinden başka hiçbir anlam taşımaz. Hâlbuki olayın hakikati İran’daki bir avuç yerli ve milli IŞİD hareketinden ibarettir ki bu da bedendeki soğuk algınlığının hapşırma, öksürme ve… şekillerinde hastalığın dışa atılması gibi kısa sürede bertaraf edilecektir.

TR.JAMNEWS

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır