kod: 286362
نظرات: 71 بازدید
Tarih: 30 Aralık 2017 Cumartesi
Veysi Dündar
Az gari Ücret
Antep Arkeoloji Müzesinde Çingene Kızı’nın da bulunduğu küçük salonda Roma dönemi paraları sergileniyordu.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Bakarken yanında paraların değerleriyle ilgili bilgiler dikkatimi cekti. Theodosius devrine ait paralar, günümüzde de bir değeri olan koyun baz alınarak bazı iş kolları hesaplanmıştı. Kölelik de bir iş koluydu, tıpkı askerlik gibi ve karşılığında köleler para alıyorlardı. Aldıkları para 1.5 yıllık ücret olarak 24 koyun değerindeydi. Bugün koyunun fiyatına 750 tl dersek 24×750: 18 bin tl değerine gelir. 18 bin tl’yi 18 aya bölersek rakam olarak karşımıza Bin tl çıkıyor. O zamanlar da kölelerin yemek, yatma ve konaklama ücretlerini sahiplerinin ödediğini düşünürsek, günümüzün asgari ücretiyle ta 1800 yıl öncesinin kölelik düzeni arasında fark yok. Yani zihniyet olarak bunu söylüyorduk ama rakamlar dahi benzer çıkınca insanın ağzı açık kalıyor.

[İlk yaklaşım 1923 yılında yapılan İzmir İktisat Kongresinde gerçekleşmiş. Alınan karar, değişen geçim şartlarından dolayı işçi ücretlerinin en az tutarının üç ayda bir belediye meclislerince belirlenmesini, duyurulmasını ve uyulmasını zorunlu kılmıştır.

1936 yılında çıkarılan ilk iş kanunu ile bu işin yerel komisyonlar tarafından yapılması öngörülmüş, 1951 yılında yönetmelik devreye sokulmuştur.

1967 yılında çıkarılan 931 sayılı iş yasası ile Türkiye, altı bölgeye ayrılmış 1475 sayılı iş yasası ile 1972 yılında çıkarılan yönetmelik ile bölge sayısı 4’e düşürülmüş. Ve tarımda asgari ücret belirlenmesi de yürürlüğe konmuştur.

- Reklam -

1983 temmuz ayında ülkede tek bir asgari ücret uygulamasına geçilmiş, tek ayrım olarak da 18 yaşından küçük ya da büyük şartı konmuştur.]

İşin ilginç ve dramatik yanı bu tespiti yapanların hiç birisi “Asgari Ücretli” değildir. Hal böyle olunca ortaya çıkan sonuçlar ağlanacak kadar gülünç olmaktadır. Olayı haberlerde dinlerken resmi belgelerle ortaya konulan açlık sınırı rakamları ile asgari ücret arasındaki uçurum, insana, iki değişik ülkede yaşanıyormuş hissi vermektedir.

6 milyon civarında asgari ücretli var ülkede ve bu sene belirlenen rakam 1603 tl.
Küçüklüğü dolayısıyla rasyonel olması gereken ama “insan bu parayla nasıl geçinir?” sorusuna akılcı cevap bulunamaması yüzünden irrasyonel sayı tanımına uyan meblağ 1603 tl.

Günde 53 lirayla; beslenmek, barınmak, ulaşım, giyinmek gibi dertler çözülecek; çocuk okutacakları, yuva kurmayı düşünenleri hiç saymıyorum…

45-50 milyon euro para alıp “ticaret yapmıyor olsam geçinemem” diyen insanları düşündükçe; halkın karşısına çıkıp “aylık, net 1603 tl vereceğiz size” diyenlere şunu demek lazım: Yaşanılabilir bir evin kirasını karşılamaya yetmeyecek kadar düşük bir parayı bir ay boyunca çalışan bir insana layık görebiliyorsanız, o insanın gecekondu yapmasına, kaçak elektrik kullanmasına, rüşvet yemesine, hırsızlık yapmasına, çocuklarını okul yerine tamirhaneye göndermesine, akıl sağlığını yitirip evdekileri doğramasına sebep oluyorsunuz demektir. Devletin intihara azmettirmesi gibi bir şey bu…

 Yoksulluk sınırı bunun neredeyse 5 katı kadardır. Yani asgari ücretle çalışan bir vatandaş ‘yoksul’ sıfatının ancak 1/5’ine sahip olabilmektedir. Lakin bu vatandaş ayaklanmak yerine hala Tanrısına şükretmekte, devletine zeval gelmemesi için dua etmektedir. Üstelik OHAL var, grev ve eylem yassağğ.

Bir karikatürden alıntıdır:
İş arayan – Karın tokluğuna da çalışırım efendim!
İş veren – Hoyttt!!! Asgari ücret neyine yetmiyor?!

Evinde oturup tv izlemek dışında bir sosyal aktivitesi olmayan fakirlere fazla bile olan ücrettir 1603 tl. Ayrıca ekonomide kalkınma isteniyorsa acilen 2-3 bin tl sınırına çekilmelidir bu ücret.

İktidarın neoliberal politikalarından kaynaklı; zenginin daha zenginleştiği, fakirin daha da fakirleştiği bir ortamda, halkın anlamadığı politikalarından oluşuyor bu düşük tutar.

Bu halk sıradışı bir halk. Nasıl ayakta kalabiliyor, nasıl hayatını idame ettiriyor şaşırmamak elde değil. Tamamen “survivor”. Atalarımızdan bize miras kalan “Allah’a çok şükür sağlığımız yerinde, Allah yiyecek ekmeğimizi veriyor, Allah namerde muhtaç etmesin” zihniyeti farkında olmadan bizi yoksulluğa, tepkisizliğe sevk etmiş, günü kurtarmaya çalışan yığınlar haline getirmiştir.

“Bu asgari ücretle yaşanmaz, bu asgari ücretle ölünmez bile.”

ocakmedya

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır