kod: 286149
نظرات: 102 بازدید
Tarih: 13 Aralık 2017 Çarsamba
Murat Yetkin
Ve Esad tehdit olmaktan çıkıyor
Şimdi Esad için bundan altı yıl önce “altı aylık sonra yok” isabetsizliğiyle ”Esad’ın artık...
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Şimdi Esad için bundan altı yıl önce “altı aylık sonra yok” isabetsizliğiyle ”Esad’ın artık Türkiye’nin tehdit ve hedef algısından çıkmakta olduğu” saptamasını birleştirip “Esad kazandı” sonucuna varmakta acele etmeyin lütfen.

Dün Rus medyasına, belli ki Rus yetkiler tarafından sızdırılan videoyu gördünüz mü?

Bir gün önce, 11 Aralık’ta Türkiye’ye gelmeden önce Mısır’a gitmesi planlanan Rus devlet Başkanı Vladimir Putin, fikir değiştirip önce Suriye’nin Lazkiye kenti yakınlarındaki Hmeymim hava üssüne indi. Suriye iç savaşı başladığında Akdeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki tek Rus askeri varlığı Suriye’nin Tartus kentindeki deniz üssüydü. Rusya 2015 Eylül’ünde Suriye savaşına müdahil olunca ilk iş olarak Tartus’u genişletti ve kapasitesini kısa sürede büyüttüğü Hmeymim hava üssünü ona ekledi.

İşte bu Hmeymim üssünde önce Rus generalden tekmil alıyor, Cumhurbaşkanı Beşar Esad onu karşılıyor, kucaklaşıyorlar, sonra ilerlemeye başlıyor. Esad ona katılmak isteyince iki yanındaki iki Rus subay tarafından, hatta birisi kolunu tutmak suretiyle engelleniyor. Putin orada, Suriye toprağında kimin patron olduğunu göstermek istiyor ama dikkat çekici olan Esad’ın bunu yüzünde mahcup ve çaresiz bir tebessümle, eliyle “tamam” jesti yaparak kabullenişi.

Esad koltuğunu ve belki de canını Putin’e borçludur ve Putin de bunu biraz Rus usulü sergiliyor.

Yani Türkiye’nin 2011’deki Suriye tahminleri isabetsiz çıkmış, Esad altı ayda devrilmemiştir ve hala koltuğunda oturmaktadır ama bir şey kazanmış filan değildir. Ülkesinin geleceği için toplanan konferansta bir geçiş hükümetinde yer alıp alamaması dahi tartışma konusudur. Altı yıl önce nüfus kağıdı vermediği (hatırlarsanız o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bunun için devreye girmişti) Kürtlere bugün federasyon verip koltuğunu bir süre daha korumaya razıdır.

Türkiye’nin Suriye siyaseti hedefine ulaşmış değildir ama Esad galip filan değildir, ABD’nin hesapları da, İran’ın hesaplarında, hatta en çok kazançlı çıkan Rusya’nın hesapları da –değişik oranlarda- çarşıya uymamıştır.

Türkiye, Esad’ın geçiş hükümetinde de yer almaması gerektiği siyasetinde ısrarlı. Başka çoğu konuda anlaşamadığı ABD, Fransa, Almanya, İngiltere, özetle NATO ülkeleri de böyle düşünüyor. Rusya pazarlığa hazır, Esad’da sonuna dek ısrar edense gitmesi halinde en fazla kaybedecek ülke olan İran.

Ancak Türkiye’nin tutumunda bir değişiklik var. Suriye ve Esad rejimi artık eskisi gibi tehdit ve hedef sayılmıyor; Türkiye’nin hedef algısından çıkmaya başladı.

Bunu yalnızca Esad’ın Putin’in yanındaki hallerinden ya da Rus basınında çıkan “Türkler artık Esad’ı tehdit görmeyi bıraktıklarını söyledi” sözlerinden anlıyor değiliz.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun dünkü sözlerinden de bunu çıkarmak mümkün. NTV’den Funda Görey Afrin’i sorunca Çavuşoğlu “önemli olanın tehdit olup olmadığı” ölçüsünü ortaya koydu. “Türkiye’nin hedefi şu anda ilişkiler kopuk da olsa, rejim ya da başka ülkeler olamazdı”, bunula Suriye rejiminin kast edildiği açıktı. “Şu an itibarıyla böyle bir tehdit söz konusu değildi”.

Yeterince açık değil mi aslında?

Çavuşoğlu “şu anda” diyerek bir ihtiyat payı bırakıyor, Suriye rejim güçlerinden son zamanlarda (muhtemelen Rusya’nın devreye girmesiyle) herhangi bir taciz gelmediğine vurgu yapıyor ama yakın zaman öncesine dek “Esad, YPG, IŞİD aynıdır” söylemi artık yok. YPG ve IŞİD hala düşman, ama “şu an itibarıyla” Esad’dan tehdit algısı da yok, hedef algısı da.

Değişim bazen böyle yavaş yavaş başlar ve yavaş yavaş başlayan değişimler keskin dönüşlerden her zaman iyidir. Esad algısının bir hafta içinde ebedi kardeşten ezeli düşmana dönüştürülme sürecinin nelere mal olduğunu hep beraber yaşadık, değil mi?

Putin’in ziyaretinin bugün, 13 Aralık’ta İstanbul’da Kudüs gündemiyle toplanacak İslam İşbirliği zirvesi öncesinde yapılması da dikkat çekiciydi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararına karşın Putin Birleşmiş Milletler kararlarına da uyarlanabilecek şekilde “Doğu Kudüs Filistin’in başkenti olursa Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanırım” tezini savunuyor. Türkiye’nin kepekleri bu teze, Trump’a olduğu gibi bütünüyle kapalı değil.

Trump’un kararını açıklamasından hemen önce Putin’in arayıp “diyalogu koparmayın” telkininde bulunduğu Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın, bugünkü zirve öncesi dün akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan ile özel bir görüşme yapması da sırf nezaket icabı değil.

Ancak İslam İşbirliği Örgütünden Türkiye ve İran’ın arzu ettiği kesinlikte kararların çıkması, çıksa bile uygulanması zor görünüyor. Bunun en büyük nedeni Suudi Arabistan. Suudi Arabistan Krallığı laf olsun kabilinden kınamasına karşın, ABD’nin İsrail konusundaki bütün adımlarının en büyük destekçisi.

ABD Kudüs hamlesiyle İsrail-Suud ekseninde yeni bir Ortadoğu tasarımı peşindeyken Rusya da sanki Türkiye ve İran ile işbirliği içinde karşı hamlesine hazırlanıyor. Ve bu oyun Suriye sahnesinde oynanıyor.

Size de öyle gelmiyor mu?

hurriyet

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır