ÇOK İZLENENLER
ÇOK YORUMLANANLAR
SON HABERLER
 
 
kod: 284288
نظرات: 230 بازدید
Tarih: 10 Temmuz 2017 Pazartesi
Hüseyin Vodinalı
Dış müdahale
Herkesin merakla beklediği Putin - Trump görüşmesi sonunda oldu.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Dünyanın fay hatlarında giderek artan yüksek basıncın gölgesinde gerçekleşen ilk yüz yüze görüşme 2 saat 20 dakika sürmüş.

New York Times gazetesine göre görüşmenin ilk 40 dakikası Trump'ın görevden azil sürecini başlatan meşhur "Rusya'nın ABD seçimlerine müdahale" iddiaları konusunda geçmiş.

O konuda neler konuşulduğunu tam olarak bilmiyoruz fakat Putin'in görüşme sonrası kullandığı "Trump TV'de göründüğünden farklı biri" ifadesi bu tarihi zirvenin en azından Rusya açısından olumlu geçtiğinin bir göstergesi.

Benim asıl merak ettiğim konu, bu görüşmede Türkiye'nin konuşulup konuşulmadığı.

Öyle ya, Suriye, Ukrayna ve Katar gündeme geldiyse mutlaka Türkiye de konuşulmuştur.

Suriye'nin güneyi için ABD ve Rusya arasında varılan ateşkes Hamburg'daki G-20 zirvesinin önemli sonuçlarındandı.

İsrail'in Suriye'ye saldırı beklentilerine aykırı bir gelişmeydi bu.

Seçime müdahale olayı ise öyle kolay sonuçlanacak bir durum değil.

Her ne kadar Trump dar kafalı bir Amerikan şovenisti olsa da ABD'nin NATO düzeneği ve Neo Con küresel sermaye sistemi ondan daha tehlikeli.

İşte bu sıkıntılı günler yaşayan müesses nizam Trump'ın kalemini kırmış gibi gözüküyor.

Trump zeka yönünden ne kadar kıt olsa da bunun farkında.

ABD gibi dünyayı yönetme iddiasındaki bir devi, içe dönük korumacılık çizgisine çekme girişimi daha ilk aşamasında darbeyi yedi.

Kendi ekibi ve ailesi içinde bile çatlakların oluştuğu ve bürokrasi-bakanlar ekseninde türbülansa girdiği gözleniyor.

Habertürk yazarı Serdar Turgut'a göre ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un yapacağı Türkiye ziyareti bile Beyaz Saray'da krize yol açmış.

Putin ile 2 saat 20 dakika görüşen Trump, Erdoğan ile sadece 20 dakika görüşmüş.

Süresine bakıldığı zaman bile pek dostane geçmediği anlaşılan görüşmenin içeriğine ilişkin bir bilgi de yok.

Tek tahminim Trump'ın "Suriye ve oradaki Kürt bölgelerinden uzak durun" mealinde tehdit savurduğu olabilir.

Seçimlere müdahale konusuna dönersek eğer...

PUTIN'DEN SEÇİME MÜDAHALE AÇIKLAMASI

‘The Putin Interviews' (Putin Röportajları) filminin yayınlanan dördüncü bölümünde Stone'un, ABD'nin hiç Rusya'daki seçimlere müdahale edip etmediği yönündeki sorusuna Putin, "2000 yılında da, 2012 yılında da etti. Bu her zaman oldu. Özellikle de 2012 yılında saldırganca bir müdahalede bulundu" yanıtını verdi.

"Detaylara inmeyeceğim" diyen Putin şöyle devam etti:

"ABD'li partnerlerimiz bunun farkında. Ben de eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve eski Başkan Barack Obama'ya bunu söyledim. Diplomasi görevlilerinin Rusya'daki seçim kampanyalarına bu kadar saldırganca müdahil olabileceğini hayal etmek bizim için bile zordu. Muhalif güçleri toplayıp onları finanse ettiler, muhalefetin her türlü mitinglerine gittiler. Diplomasi servisi başka işlerle uğraşmalı, hükümetler arasında ilişkiler kurmalı."

Putin, "Sivil toplum örgütleri, hangi ülkeden olurlarsa olsunlar istedikleri her şeyi yapabilir. Ancak sık sık ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan ya da yarı resmi kaynaklara bağlı birçok yapı tarafından finanse ediliyorlar. Aynı durum doğu Avrupa'da da, birçok ülkede de mevcut. Bu Afrika'da da, Latin Amerika'da da böyle" dedi.

Bu haber bundan yaklaşık 1 ay önce yayınlandı.

Bu iddiaları dile getiren isim Rusya'nın devlet başkanı.

Aynı röportajda, 11 Eylül saldırılarının ABD gizli servisleri tarafından tezgahlandığına inanmadığını söyleyecek kadar da komplo teorilerinden kaçınan bir eski istihbaratçı.

Putin'in "diğer ülkeler" sınıfına koyarak ima ettiği bir ABD seçim müdahalesi kurbanı da Türkiye.

Hem de yeni değil ta 1945'ten beri.

Yukarıdaki gazete kupürü, 23 Eylül 1950 tarihli.

Haberin kaynağı ise Washington, Associated Press Ajansı.

Türkiye 2. dünya savaşı sonrası Batı kampına bırakıldı ve Nato'ya alındı.

O tarihten sonra hiç bir seçim şansa bırakılmadı.

ABD içerideki siyaset, bürokrasi ve medya etki ajanlarını kullanarak, Türkiye'de sırasıyla Menderes, Demirel, Türkeş, Özal, Çiller, Yılmaz ve Erdoğan hükümetleriyle kontrolünü sağladı.

Bu süreçte çizgiden çıkan isimlere NATOtürkçü faşist komuta kademesiyle darbe de yaptırttı.

Mesela 12 Eylül darbesi ABD'nin en büyük kötülüğü oldu.

Devrimci solu ezdi, içinden PKK'yı çıkarttı, dinci siyasetin önünü açtı, kamuculuğu tukaka ilan etti. Tüm bunları yaparken de Atatürk'ü kullandı.

1982 ABD ile imzalanan SEİA yani savunma ve ekonomik işbirliği anlaşması ise NATO'nun çok ötesine geçen bir askeri sömürge anlaşmasıydı.

İncirlik ve tüm diğer üsler doğrudan ABD kullanımına verildi.

İkinci İsrail olacak kukla Kürdistan projesi tüm bu sömürü sürecinin asıl hedefiydi.

Ancak şurası da bir gerçek ki, ABD hiç bir zaman Türkiye'de tam kontrolü sağlayamadı. Onun içindir ki bir sürü gizli operasyonla, bir sürü terör örgütüyle Türkiye'de darbeler, iç karışıklıklar ve tertipler düzenledi.

Bugün ABD 1945 sonrası emperyalist tarihindeki en kötü noktada bulunuyor.

Irak'ın işgali ve Barzanistan'ın tesisi için, Ecevit hükümetini devirip iktidar yolunu açtığı Erdoğan, bugün ABD'ye açıkça karşı duruyor.

1979 İran devrimi ABD için Ortadoğu'daki gerileme sürecinin başlangıcıydı.

O yüzden Türkiye'de bir askeri darbe için acele ettiler, ki devrim rüzgarı Türkiye'yi de sarmasın.

Ve İran'ın kaybı yüzünden Irak merkezli bölgesel Kürt devleti projesini hızlandırdılar.

Bugüne gelindiğinde görüyoruz ki artık Türkiye de ABD kampında olmaktan çok uzak ve bir Avrasya cephesi kuruluyor.

Bunu önlemek için 2 Fetö komplosu ve bir darbe girişimi ve sonunda da bir başkanlık referandumu sahneye koydular.

Ama istedikleri olmadı.

AKP'nin erken seçim planları yaptığı şu günlerde diyeceğim o ki, ABD son kozlarını oynuyor ve oynamaya da devam edecek.

Bu icabında bir AP/AB ultimatomu, ekonomik kriz ve iç kargaşalık şeklinde olabilir.

Yalta'da Türkiye'nin Batı kampına bırakıldığı, Truman Stalin Çörçil anlaşması misali küresel zirve odaklarında da pazarlıklar dönebilir.

Dış politikayı, jeo stratejik gelişmeleri takip edip anlamayan, ancak iç politikada açık tribün taraftarı olabilir.

aydınlık

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
"Jam News" için tüm hakları saklıdır