ÇOK İZLENENLER
ÇOK YORUMLANANLAR
SON HABERLER
 
 
kod: 281011
نظرات: 380 بازدید
Tarih: 14 Aralık 2016 Çarsamba
Ali Haydar Haksal
Müslümanların Büyük Felâketi
Müslümanların her geçen gün giderek ayrışması ve çatışma oluşturulması, uçurumların derinleştirilmesi asıl büyük felâket.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

İnsanlar sanki çok basit gerekçelerle birbirlerine bağlı ya da birbirlerinden koparılmaya hazır durumdadırlar.

Evet, İslâm coğrafyasında büyük yıkımlar var. Bunların bir kısmı farklı sunuluyor sanki hiçbir şey yokmuş gibi. Irak’ta 1991 yılından beri yaşananlar, ölen insanlar, iğfale uğrayan kadınlar, kimyasal silâhlardan etkilenen on milyonlar. Bütün bunlar emperyalizmin kuklalarıyla başlayan süreç. Asıl sorumlu emperyalizm. İnsanı yok etmekten asla çekinmiyor. 

Afganistan, Pakistan, Libya, Yemen, Türkiye, Suriye’de yaşananlar hiç de azımsanmayacak durumda. İnsanların ölümü, yok edilmesi, kültür tarihlerinin ortadan kaldırılması asıl yıkım.

Ne yazık ki Müslümanlar birer kukla ve birbiriyle didişiyorlar. Asıl merkezi görmüyorlar. İslâm coğrafyasını yerle bir eden emperyalizm hedef dışında kalıyor. Onlar sanki hiç sorumlu değillermiş gibi. Müslüman coğrafyada birbirlerinden nefret etmek için medyanın oluşturduğu etki göz ardı oluyor. Gücü elinde bulunduranlar kamuoyunu oluşturmayı da iyi biliyorlar.

Türkiye düzleminde Suriye’de yaşananların tek sorumlusu, Rusya güdümlü İran. Türkiyeli Müslümanlar İran’a öfkeli. İran düzleminde ise tek sorumlu Amerika, AB güdümündeki emperyalizm güdümlü Türkiye. Bu arada birbirlerine olan nefret ve öfkeden asıl düşmanlar göz ardı oluyor. Rusya, Amerika, İsrail, AB ülkelerinin tamamı bunlardan sorumlu değildirler.

Türkiye Müslümanları ise çok parçalı. Her parça birbirinden nefret ediyor. Her biri diğerinin ölümünü, yok oluşunu diliyor. Birbirilerini tüketmek için yarışıyorlar. Muhafazakâr aydınların, siyasilerin bütün nefreti İran’a dönük.

Beşiktaş’taki son patlamada bir terör örgütü bahanesiyle belli bir kesim töhmet altında tutuluyor. Bu patlamaların zamanlaması ve oluşunun künhüne varılamıyor. Türkiye İran, Rusya yakınlaşması sonrasında oluşan bu patlama, üzerinde durulması gereken en önemli husus. Tam da Siyonizm ve Amerika emperyalizmi bir anda göz ardı oluyor.

Tabiî Halep’te yaşanan büyük dram büyük felâket çok sarsıcı. Türkiye düzleminden İran suçlanırken, emperyalizm güdümlü Türkiye’nin Suriye’de ne işi var Neden bu soru sorulamıyor. Rusya güdümlü İran’ın Suriye’de ne işi var Bir diğer soru. Suriye’ye demokrasi götürmek Türkiye’nin sorumluluğunda mı Müslümanlar demokrasi savunuculuğu ile yükümlü müdür Müslümanlar neden Batı düşüncesinin savunucuları ve savaşçıları oluyor

Müslümanların en temel sorunu demokrasi midir Demokrasi ise Irak, Libya, Afganistan ve Mısır demokrasileri sorunlarını çözmüş müdür

Müslümanların tebliği İslâm ve onun esaslarıdır. Müslümanlar Batı’nın öngördüğü, sınırlarını belirlediği koşullar ve düzlemde yaşamak zorunda mı

Özgürlük ve demokrasi adına topraklarımızda sürdürülen bir savaşta Müslümanların taraf olmak gibi bir yükümlülüğü mü var Neden Müslümanlar uzlaşacak alanları hiç yok

Türkiyeli Müslümanlar neden İsrail ile yapılan anlaşmalara ses çıkarmıyor yutkunuyorlar Neden Siyonizm güdümüne tepki vermiyorlar Neden Mavi Marmara şehitlerini sahiplenmiyorlar Neden Filistin acısının üstünü örtüyoruz. Suriye işgalinden en çok mağdur olan Filistinlerdir. Onların sığınacakları bir yerleri bile kalmadı. Suriye diye bir ülke yok ortada. Yıkılmış bir Suriye, yıkılmış bir Halep. Bunda Türkiye’nin İran kadar hiç mi dahli yok

Kahrolsun İran demek yerine neden kahrolsun emperyalizm ve onların uzantısı olmuyor Sanırım karşı taraf da kahrolsun deme hakkına sahip olmuş oluyor. Neden buluşma adımlarını atmıyoruz

islamianaliz

Anahtar Kelimeler
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
"Jam News" için tüm hakları saklıdır