ÇOK İZLENENLER
ÇOK YORUMLANANLAR
SON HABERLER
 
 
kod: 279409
نظرات: 350 بازدید
Tarih: 17 Ağustos 2016 Çarsamba
Umur Talu
Bir trajedi varsa herkes kurbandır!
5 polis, biri 5 yaşında Utku, üç sivil!
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Son “saldırı”- nın “sayısal” dökümü böyle yapıldı. Analar, babalar, eşler, çocuklar yanarken, toplam (kayıp) sayımıza eklendi.

Cumhurbaşkanı, “HDP’yi davet etmedik. Çünkü örgütle mücadelede Türkiye 40 bin şehit verdi” demişti.

Fakat “sayıdan ibaret insanlar” tam öyle dağılmıyor. Bir dönem “30 bin ölümüz... 30 bin kişinin katili” dendiğinde, devletin resmi rakamlarına göre “10 bin kadar polis, asker, korucu, vatandaş” ile “20 bin örgüt üyesi, terörist, ölü ele geçirilen, etkisiz hale getirilen” olarak tasnif ediliyordu.

40 bin tam nasıl dağılıyor, bilmiyorum.

Bildiğim şu:

Bu yarılma, bu kanama, sıvasız hanelerden götürdüğü canlarla, yığdığı acılarla yeni bir “çözüm umudu”na taşınmalı.

Nasıl taşınacak?

Belki bu ölü çocukların, son fotoğraflarında olsun, gözlerinin içine baka baka.

Sur’daki bombalı saldırıda annesi, teyzesi, ağabeyi, dedesi ile can vermiş 3 yaşındaki Ceylinaz’ın; Sur’da bombardıman ve saldırılarda ölmüş, sıkışmış, travmadan travmaya fırlatılmış çocukların gözlerinin içine baka baka!

***

12 yıllık bir trajedi anlatayım size.

Bir felaketin bitmeyen öyküsü sanki.

Bu olaydaki ilk yazıyı “Mardinli ölü çocuklar” başlığıyla 24 Kasım 2004’te yazmışım. Büyük medyada tek satır dahi yer almamış, “küçücük haber”di.

Sonra günlerce yazdım. Başkaları da yazdı. Derken “Türkiye çapında” oldu. Derken “çapımız” onu örttü. Ama felaket bitmemiş meğer.

***

12 yıl önce, Mardin Kızıltepe’de, alacakaranlıktaki “operasyon”da polis iki kişiyi vurmuştu.

“Çatışma, ateş açtılar” dendi. Öldürülenlerin baba-oğul Kaymazlar olduğu, baba kamyon yüklerken, 12 yaşında Uğur’un, ayağında terlikleri, çoğu sırttan 13 mermiyle delik deşik edildiği anlaşıldı.

O yazıları yazarken Jandarma Genel Komutanlığı’ndan da arayıp “Maalesef böyle büyük bir yanlış oldu” demişlerdi.

İlk yazımın sonundaki ifadeyle, “Turgut Özal Mahallesi’nde vurulup Atatürk Mahallesi’ndeki mezarlığa giden çocuk” için devlet önce silahlıydı dedi, çocuk olmadığı söylendi. Kamuoyu oluşunca polisler açığa alındı, dava açılıp Eskişehir’e alındı, aile her duruşmada kuşatıldı, polisler göreve döndü, 2007’de beraat çıktı.

2005’te o yazılara Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Ödülü verildi. Sahnede, “Ben de Mardinliyim, bu ödülü ben vermek istedim” diyen İstanbul Valisi Muammer Güler vardı. “Mardinli ölü çocuklar” ı yazdığım için kutladı!

Kamu Güvenliği Müsteşarı, Milletvekili ve İçişleri Bakanı da olacak Vali “kutluyor” du ama siyaseten ve hukuken olay kapatılıyordu!

Yine sık sık yazdım. Temmuz 2009’da misal:

“Yüksek Yargı, 12 yaşında bir çocuğun polislerce ‘çatışma sırasında’ öldürüldüğünü yüksek karara bağladı. 12 yaşında, terlikli bir çocuk, evinin önünde 13 kurşunla delik deşikti ya...

Buradaki ‘adalet acısı’ ille vuranların ceza almaması veya alması değil; başka hayatların da kararması için ısrar hiç değil. Ancak inancınız ne olursa olsun, 12 yaşında delik deşik bir çocuğun bir de ruhunun mahkûm edilmesi ciddi sorun.

Küçük bir bedende 13 kurşunun ne işi vardı, devlet ve güvenlik böyle bir şey midir diye hiç sormazsanız, adaletiniz de, devletiniz de, güvenliğiniz de pek olmaz.

Hele kendi çocuklarınıza sevgiyle baktığınız herhangi bir anda bile bir kere sormamışsanız!”

***

O anki ruh halimle demeye getirmişim ki: “Vuran, belki öyle emir alan yahut bunu normal gören polislerin ve hele hele çocuklarının da bir felaket yaşaması gerekmiyor, tamam; ancak davayı bu hale getirmek için 12 yaşında delik deşik bir çocuğun ruhunu mahkûm etmeyin bari!”

***

Sonraki yıllarda da hatırladım, hatırlattım ama bilmiyordum tabii.

Uğur yaşasaydı, misal, 15 Temmuz 2016’da 24 yaşında olacaktı!

21 Kasım 2004’te Uğur vurulurken, Alperen henüz doğmamış; Elif 4, Ceyda 5 yaşındaymış demek.

Polis Yaşafettin Açıksöz, hangi kararla Uğur’u vurmuşsa, o gün kendisi de iki minik çocuk babasıymış demek. Alperen de “beraat”- ten hemen önce doğmuş.

“Başkalarının da hayatı kararmasın” derken, kastettiğim üç minik çocukmuş demek.

***

Bir felaketin mutlaka çok yanı oluyor; bu ülkenin trajedisi, acıları tek bir öyküde bile nasıl bitmiyor:

15 Temmuz 2016 gecesi, sivilleri de katleden, çok sayıda polisi “şehit” eden darbeci saldırılarında, polis Serdar Gökbayrak da öldürüldü.

Serdar Gökbayrak, güvenliği için değiştirilmiş yeni ad ve soyadıyla, 12 yıl önce Kızıltepe’nin o kanlı karanlığındaki polis Yaşafettin Açıksöz’dü!

***

Ceylan, Ceylinaz, Uğur, Utku, Elif, Ceyda, Alperen...

Bu çocukları aynı felaketin, aynı trajedinin, aynı yangının kurbanları sayacaksak, bir çözüm ve barış fikrimiz ile umudumuz olmalı mutlaka! Zaten ancak öyle olabilir.

Bugün siyasi sorumluluk taşıyanların, iktidar ve muhalefetin de, tüm sevap ve günahları bir yana, bu çocuklara büyük borcudur bu!

haberturk

Anahtar Kelimeler
Kurbanlar
 | 
PKK Saldırıları
 | 
Zorluklar
 | 
Trajedi
 | 
TR JAMNEWS
 | 
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
"Jam News" için tüm hakları saklıdır