SON HABERLER
 
 
kod: 273663
نظرات: 383 بازدید
Tarih: 16 Ağustos 2015 Pazar
Levent Gültekin
Erdoğan’ı ve AK Parti’yi zora sokan anket
Erdoğan’ın bir koalisyon taraftarı olmadığı ve erken seçim istediği biliniyor.
0 0 View 0 نظر
[+] metin Boyutu [-]

Erdoğan’ın bir koalisyon taraftarı olmadığı ve erken seçim istediği biliniyor.

AK Parti’deki Erdoğan’a yakın kimseler şöyle düşünüyordu: ‘Tek parti iktidarının sağladığı istikrarın tadını alan seçmen, bir erken seçimde ‘hata’sından vazgeçip yeniden AK Parti’ye yönelecektir.’

Bunu hızlandırmak için seçimden sonra toplumu, ‘ya tek başına AK Parti iktidarı ya da kaos’ seçeneğine zorlayıcı politikalara yöneldiler.

Fakat açıklanan anket sonuçlarına bakılırsa AK Parti beklediğini alamıyor. Nasıl mı? Anlatayım.

Andy AR araştırma şirketinin yaptığı son anket yayınlandı. Anket sonuçları, işlerin AK Parti’nin istediği gibi gitmediğini gösteriyor. Kararsızlar dağıtıldığında AK Parti’nin oyunun bir puan arttığı ve yüzde 42 civarında olduğu görülüyor. Ama durum böyle değil.

“Ak Parti’de yükseliş değil erime var”

İki ay önce seçim olmuş. Toplum sandıkta tercihini yapmış.

Henüz hükumet kurulmadan yapılan bir ankette kararsızlar dağıtılmadan önce AK Parti’nin oyu yüzde 35 çıkıyor. Yani 7 Haziran’da bu partiye oy veren seçmenin yaklaşık yüzde 15’i AK Parti’den kopup kararsız duruma gelmiş. Bir erken seçimde bu seçmenlerin ne kadarının tekrar AK Parti’ye döneceği bilinmiyor.

Üstelik AK Parti’deki erime devam ediyor. Çünkü 30 Haziran’da yapılan ankette kararsızlar yüzde 7 civarındayken, bu oran bugünlerde yüzde 18’lere çıkmış. Yani seçimden 20 gün sonra AK Parti’den bir iki puanlık erime, şimdilerde tam 6 puana kadar çıkmış. Sandık gelene kadar bu erimenin devam etmeyeceğinin de garantisi yok.

Anketi yapan Andy AR şirketinin sahibi Faruk Acar ile konuştum.

O da benim yorumumu doğruluyor ve şöyle diyor: “AK Parti’de yükseliş değil erime var. Kararsız seçmen demek 7 Haziran’da oy verdiği partiden kopmuş seçmen demek. Biz kararsızları teknik açıdan oransal olarak partilere dağıtıyoruz. Bu nedenle oy oranı yüzde 42 görünüyor. Ama AK Parti’ye oy veririm diyenlerin oranı yüzde 35.”

 

Tek sıkıntı bu değil

Üstelik AK Parti açısından sıkıntı sadece bu değil.

Ankette dikkat çeken başka bir veri daha var: Kararsızlar dağıtılmadan önce HDP’nin oyu yüzde 10.5 civarında. Kararsızlar dağıtıldığında ise bu oran yüzde 12.8’e çıkıyor.

Bu da bize gösteriyor ki HDP’ye oy verenlerde yaratılmaya çalışılan pişmanlık duygusuna rağmen HDP artık baraj üstü bir parti. HDP’yi barajın altında bırakmak neredeyse imkansız.

Bu durum AK Parti’nin tek başına iktidarını da imkansız kılıyor. İşte AK Parti’de ve Erdoğan’da ciddi bir tıkanıklık yaratan tablo bu.

 

Ne koalisyon ne erken seçim

Ne gönül rahatlığıyla bir koalisyona ‘Evet’ diyebiliyorlar, ne de erken seçime gidebiliyorlar.

Koalisyona ‘Evet’ diyemiyorlar çünkü geçmiş günahların ortaya dökülmesinden korkuyorlar.  ‘Erken seçim’ diyemiyorlar çünkü AK Parti’nin daha da kaybedeceğinden korkuyorlar. Üstelik bir seçim kararıyla ekonomideki dalgalanmaların erimeye edeceği etkinin boyutu da henüz bilinmiyor.

Diğer yandan çatışmaların yeniden başlamasının ve gelen şehit cenazelerinin faturası henüz kesilmiş değil.

Toplum her ne kadar şimdilerde PKK’ya öfke duysa da sonuçta ülkeyi yöneten ve bu çatışmaları önleyemeyen olarak AK Parti’yi görüyor.

Abdullah Gül formülü mü?

Peki bundan sonra ne yapacaklar?

AK Parti’de herkes kendince bir çıkış arıyor.

Kimine göre Erdoğan ciddi bir karar aşamasında. Ya bütünüyle kaybetmeyi göze alıp erken seçime gidecek ya da önümüzdeki günlerde bir hamle yaparak Abdullah Gül formülünü devreye sokacak. Çünkü AK Partililerde şöyle bir görüş hakim: ‘Abdullah Gül liderliğinde sağlanacak bir toparlanma, AK Parti’yi yeniden tek başına iktidar yapabilir.’

Fakat Erdoğan’ın burada da bir zorluğu var: Abdullah Gül formülüne kapı açtığında, AK Parti’deki bütün Erdoğancıları de gözden çıkarması gerekecek. Çünkü Erdoğancılar Abdullah Gül’e karşı, Gül de AK Parti’deki Erdoğancılara.

 

Davutoğlu ne yapacak?

İşte burada Ahmet Davutoğlu’nun ne yapacağı önem kazanıyor. AK Parti kulislerinde konuşulan Abdullah Gül formülü benim kulağıma kadar geldiğine göre Davutoğlu’nun kulağına da gitmiştir.

Davutoğlu Erdoğan’ın planını boşa çıkarmak için tüm riskleri göze alıp Erdoğan’a rağmen bir koalisyona ‘Evet’ diyecek mi, yoksa her halükarda kaybedeceği bir sürece mi girecek? Çünkü hem Abdullah Gül formülünde, hem de oylar erimeye başlamışken gidilecek bir erken seçimde kaybeden Ahmet Davutoğlu olacak.

 

Türkiye’nin bir kazancı yok

“Tüm bu yazdıklarında Türkiye’nin kazancı nerede?”dediğinizi duyar gibiyim.

Ne yazık ki Türkiye’nin bir kazancı yok. Tüm bunlar ülkeyi değil, AK Parti iktidarını kurtarma hamleleri.

Birkaç ay önce bir yazımda şöyle demiştim: “AK Partililer yakında Erdoğan mı, Türkiye mi? tercihiyle karşı karşıya kalacak.” Önümüzdeki 10 günde bu tercih netleşecek.

 

Bir kefede Erdoğan diğer kefede Türkiye

Görünen o ki AK Partililer Türkiye’yi değil Erdoğan’ı tercih edecek. Oysa sırf Erdoğan’ı rahatlatmak için seçime gitmek bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Çatışmaların arttığı, kamplaşmanın doruğa çıktığı bir dönemde seçime gitmek demek ülkeyi gözden çıkarmak demektir. AK Parti’nin oyları yüzde 30’lara düşse de yüzde 50’lere çıksa da bu böyledir.

Ne yazık ki terazinin bir kefesinde Erdoğan diğer kefesinde ise Türkiye var.

 

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR

Name:
Email:
Comments:
YORUM GÖNDER
İSİM:
E-posta:
YORUMLAR:
GÖNDER
چاپارک
"Jam News" için tüm hakları saklıdır